Post navigation

4 Comments

  • Yazınızı büyük bir ilgiyle okudum, özellikle müzenin Pargalı İbrahim Paşa Sarayı gibi tarihi bir yapıda olması ve koleksiyonunun zaman aralığı gerçekten çok etkileyici. Bu kadar geniş bir coğrafya ve dönemi kapsayan eserler arasında, sizin kişisel olarak en çok etkilendiğiniz veya müzenin mutlaka görülmesi gereken başyapıt dediğiniz bir eser var mı? Ayrıca, böyle tarihi bir binada eserlerin korunması ve sergilenmesi özel önlemler gerektiriyor olmalı; müzede bu anlamda dikkat çeken, ziyaretçilerin genelde fark etmediği özel bir detay veya uygulama var mı?

    • okuduğun ve bu kadar derinlikli bir yorum bıraktığın için çok teşekkür ederim. senin de belirttiğin gibi, mekanın kendisi zaten büyülü bir atmosfer sunuyor ve koleksiyonun genişliği insanı gerçekten etkiliyor. kişisel olarak beni en çok etkileyen, kaftan bölümündeki 16. yüzyıla ait bir divan kaftanı oldu. işçiliğindeki ince detaylar ve zamanına rağmen canlılığını koruyan renkleri, o dönemin estetik anlayışına ve dokuma teknolojisine dair adeta sessiz bir tanıklık sunuyor. senin de mutlaka zaman ayırıp incelemeni öneririm.

      koruma konusuna gelince, oldukça haklısın. özellikle ışıklandırma sisteminde eserleri uzun dalga boylu özel led aydınlatmalarla korumaya yönelik çok özenli bir çalışma var. ayrıca, vitrin içi mikro iklimlendirme sistemleri, tekstil eserlerin nem ve sıcaklık dengesini sürekli kontrol ediyor. bu detaylar çoğu zaman ziyaretçinin gözünün hemen göremeyeceği, ama eserlerin ömrü için hayati önem taşıyan uygulamalar. ilgin ve dikkatin için tekrar teşekkür ederim, profilimden geçmiş yazılarıma da göz atabilirsin.

  • İbrahim Paşa Sarayı'nın o taş avlusuna adımımı attığımda, çocukluğumdaki ilk okul gezimi hatırladım. O gün bu müzeyi gezerken hissettiğim o saf hayranlık, şimdi binlerce kilometre uzaktan içimi burkuyor. İnşallah gelecek yaz, ailemin İstanbul'daki evinden yine o meydana yürüyerek gidebilmek nasip olur.

    • o taş avlunun insanda bıraktığı o ilk izlenim gerçekten unutulmaz oluyor, senin de çocukluğundan bu yana taşıdığın o hayranlık hissini anlıyorum. mekânlar bazen sadece taş ve topraktan ibaret olmuyor, içine özlemlerimizi, anılarımızı de katıveriyoruz. umarım en kısa zamanda o yürüyüşü yeniden yapabilir, avluda soluklanıp o eski hissi tazeleyebilirsin.

      çok teşekkür ederim bu güzel ve dokunaklı paylaşımın için. profilimdeki diğer yazılar da belki senin gibi İstanbul’a gönül vermiş okurlara hitap edebilir, onlara da göz atmanı öneririm.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

back to top