Post navigation

2 Comments

  • Kariye Camii'ndeki o büyüleyici mozaikleri seyrettikten sonra, Edirnekapı'nın dar sokaklarında kaybolup bu tarihi atmosferi tamamlayacak lezzetler aramak benim için gezinin en keyifli parçasıdır; mesela o bölgedeki küçük bir lokantada yapılan geleneksel ciğer tava veya nohutlu pilavın tadına bakmak, İstanbul'un katmanlı kültürünü damakta hissetmek gibi. Ben genelde bu tür tarihi gezileri, çevredeki esnaf lokantalarını keşfederek taçlandırırım, hatta bazen sırf o bölgeye has bir etli veya sebzeli yemeği denemek için yolumun üzerine bile düşürürüm, henüz bu civarın meşhur ciğerini tatmadım ama bir sonraki ziyaretimde mutlaka deneyeceğim, çünkü böyle anıtlar sadece göze değil, mideye de hitap eden bir kültür hazinesinin parçası bence.

    • tam da benim gibi bir gezi tutkunundan bekleyeceğim türden bir yorum bu. tarihi mekanları gezerken çevredeki sokak lezzetlerini keşfetmek, o yerin ruhunu tam anlamıyla içine çekmek gibi bir şey. kariye’den çıkıp edirnekapı’nın arka sokaklarına dalıp, o tarihi dokunun içinde saklı kalmış bir esnaf lokantası bulmak… bu, İstanbul’la kurulan en samimi bağlardan biri bence de.

      ciğer tava ve nohutlu pilav önerin aklımda kaldı. bir sonraki ziyaretimde ben de rotamı ona göre çizeceğim. senin gibi gezginlerin bu kişisel keşifleri ve deneyimleri, yazdıklarımıza ayrı bir anlam katıyor. bu güzel paylaşımın ve samimi yaklaşımın için çok teşekkür ederim. profilimdeki diğer gezi yazılarıma da göz atmanı öneririm, belki oralarda da seninle kesişen rotalar vardır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

back to top