İstanbul denince akla sadece tarih ve Boğaz manzarası gelmez; bu şehrin ruhu, aynı zamanda zengin meze sofralarında yaşar. İşte o sofraların en zarif, en sevilen yıldızlarından biri de hiç şüphesiz Bakla Fava’dır. Zeytinyağının pürüzsüz dokunuşu ve dereotunun ferahlığıyla birleşen bu lezzet, Ege’den İstanbul meyhanelerine uzanan bir kültür köprüsüdür.
Yıllar boyunca bu şehrin sayısız mezesini tatmış biri olarak söyleyebilirim ki, iyi yapılmış bir favanın yerini hiçbir şey tutamaz. O, sadece bir yemek değil, aynı zamanda dost sohbetlerinin, keyifli akşamların ve paylaşılan anıların da bir parçasıdır. Gelin, bu kadim lezzetin sırlarına birlikte yolculuk yapalım ve evinizde o meşhur meyhane lezzetini nasıl yakalayabileceğinizi görelim.
Ege’den İstanbul Meyhanelerine: Favanın Hikayesi

Favanın kökeni aslında Ege’nin bereketli topraklarına ve zeytinyağlı kültürüne dayanır. Ancak bu sade ve besleyici lezzet, zamanla göçlerle ve kültürel etkileşimlerle İstanbul mutfağının vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. Özellikle Rum ve Levanten kültürünün izlerini taşıyan meyhane sofralarında baş köşeye oturmuş, rakının en sadık yoldaşlarından biri olmuştur. Fava, basitliğin içindeki zarafeti temsil eder; az malzeme ile ne kadar derin bir lezzet yaratılabileceğinin en güzel kanıtıdır.
Gerçek Bir Favanın Sırları: Malzemeler ve Püf Noktaları
Mükemmel bir fava yapmanın sırrı, kaliteli ve taze malzemeler kullanmaktan geçer. Özellikle kuru baklanın kalitesi, zeytinyağının asiditesi ve dereotunun tazeliği, lezzeti doğrudan etkiler. Ustasından dinlediğim bir sır da, pişirme sırasında eklenen bir tutam şekerin, baklanın hafif buruk tadını dengeleyerek lezzeti derinleştirdiğidir.
Malzeme Listesi

Evde o meşhur İstanbul usulü favayı yapmak için ihtiyacınız olan malzemeler oldukça basit:
- 2 su bardağı kuru iç bakla (bir gece önceden suda bekletilmiş)
- 1 adet büyük boy kuru soğan
- 2 diş sarımsak
- 1 adet havuç (isteğe bağlı, renk ve tatlılık katmak için)
- Yarım su bardağı kaliteli sızma zeytinyağı
- 1 tatlı kaşığı toz şeker
- 1 çay kaşığı tuz
- Yarım demet taze dereotu
- Üzerini 2-3 parmak geçecek kadar sıcak su
Adım Adım Fava Yapımı
Hazırlık en önemli aşamadır. Bir gece önceden ıslattığınız baklaların kabuklarını soyarak işe başlayın. Bu, favanızın daha pürüzsüz ve açık renkli olmasını sağlayacaktır. Soğanı, sarımsağı ve havucu irice doğrayın. Tencereye zeytinyağının yarısını alın ve soğanları pembeleşinceye kadar kavurun. Ardından sarımsak ve havuçları ekleyip birkaç dakika daha çevirin.
Baklaları, tuzu ve şekeri tencereye ekledikten sonra üzerini geçecek kadar sıcak su ilave edin. Kaynamaya başlayınca üzerinde biriken köpükleri bir kaşık yardımıyla mutlaka alın; bu işlem favanızın daha berrak olmasını sağlar. Kısık ateşte, baklalar tamamen yumuşayana kadar yaklaşık 45-50 dakika pişirin. Pişen karışımı pürüzsüz bir kıvam alana kadar blenderdan geçirin veya tel süzgeçle ezin. Son olarak ince kıyılmış dereotunu ve kalan zeytinyağını ekleyip karıştırın.
Karışımı ıslattığınız yayvan bir borcama veya kalıba dökün ve üzerini düzeltin. Oda sıcaklığına geldikten sonra buzdolabında en az 3-4 saat, tercihen bir gece dinlendirin. Soğuyan favayı dilimleyerek servis tabağına alın. Üzerine bolca sızma zeytinyağı gezdirip, taze dereotu ile süsleyerek servis edebilirsiniz. Afiyet olsun!
İstanbul Sofrasından Bir Hatıra

İşte karşınızda, İstanbul’un meze kültürünün en özel lezzetlerinden biri olan Bakla Fava. Bu tarifle sadece bir yemek yapmış olmaz, aynı zamanda Boğaz kenarındaki bir akşam yemeğinin, dost meclislerinin ruhunu kendi sofranıza taşımış olursunuz. İstanbul yöresel yemekleri arasında özel bir yere sahip olan bu lezzeti denediğinizde, şehrin gastronomik zenginliğine bir adım daha yaklaşacaksınız. Şehrin sunduğu diğer lezzetleri ve gezi rotalarını keşfetmek için sitemizdeki diğer yazılara göz atmayı unutmayın.




Bakla fava güzelmiş, meze sofrası deyince aklıma hep o keyifli sohbetler ve tabii ki yanında içilen Türk kahvesi geliyor. İstanbul’da Boğaz manzarasına karşı kahve keyfi yapabileceğimiz tarihi kahvehaneler var mı acaba? Belki de modern bir kafede fava eşliğinde kahve molası vermek de güzel olurdu.
bakla fava gerçekten de sofraların vazgeçilmezi, o keyifli sohbetlerin eşlikçisi oluyor. türk kahvesiyle de tadı damağımızda kalıyor değil mi? istanbul’da boğaz manzarasına karşı kahve keyfi için gerçekten de çok güzel tarihi kahvehaneler var, özellikle sarayburnu civarındaki yerlere bakabilirsin. tabii modern kafelerde de fava eşliğinde bir mola vermek de bambaşka bir keyif olurdu.
yayınladığım diğer içeriklere de bakmanızı öneririm, belki oralarda da ilginizi çekecek bir şeyler bulursunuz.
Yazıda bahsedilen meze sofralarının görsel bir şölen olduğunu hayal edebiliyorum. Özellikle zeytinyağının parlaklığı ve dereotunun yeşilliğiyle fava, fotoğraflarda iştah açıcı bir kare oluşturur. İstanbul’un tarihi dokusuyla birleşen bu lezzet, kesinlikle fotoğraflanmaya değer bir anı yakalamak için harika bir fırsat sunuyor.
Vay be, ne güzel tarif etmişsiniz gerçekten! O zeytinyağının pırıltısı ve dereotunun canlı yeşiliyle fava’nın o iştah kabartan halini sizin sayenizde gözümde canlandırdım resmen. İstanbul’un o mistik atmosferiyle bu lezzetlerin bir araya gelmesi gerçekten de fotoğraflanmaya değer anılar biriktirmek için eşsiz bir fırsat, buna kesinlikle katılıyorum.
Böyle incelikli ve keyifli yorumlarınız beni çok mutlu ediyor. Yayınladığım diğer içeriklere de göz atmanızı öneririm.
Ah be İstanbul, bakla favası deyince içim bir tuhaf oldu. Annemin yazları bahçeden topladığı baklalarla yaptığı o nefis meze geldi gözümün önüne. Ne zaman Türkiye’ye gelsem ilk işim, o güzelim Ege sofralarına oturup hasret gidermek olacak. Belki seneye, kim bilir…
Ah o bakla favası yok mu, anlatılan her kelimesiyle insanın içini ısıtan cinsten. Senin de o annenin elinden çıkmış o lezzetli mezeyi hatırlaman ne güzel, gözümde canlandırdım resmen. Ege sofralarının yeri bambaşka tabii, memlekete dönüp o lezzetlere kavuşmak en güzeli. Kim bilir, belki de o sofralarda buluşuruz bir gün, kim bilir.
Bu güzel satırların için teşekkür ederim, umarım profilimde yayınladığım diğer içerikler de sana keyif verir.
Merhaba, yazınız İstanbul mezelerinin o kendine has ruhunu çok güzel yansıtmış. Özellikle bakla favanın sadece bir yemek değil, bir kültür ve paylaşım unsuru olduğunu vurgulamanız çok hoşuma gitti. Girişteki “İstanbul denince akla sadece tarih ve Boğaz manzarası gelmez” cümlesi, okuyucunun dikkatini hemen çekiyor ve yazının tonunu belirliyor. Ege’den İstanbul’a uzanan lezzet yolculuğunu anlatmanız, favanın kültürel önemini daha da pekiştirmiş. Ben de blogumda benzer konulara yer vermeyi çok istiyorum, özellikle İstanbul mutfağı ve mezeleri üzerine daha fazla içerik üretmek hedefim. Merak ettiğim bir şey var, favayı yaparken baklaların tazeliği lezzeti ne kadar etkiliyor? Taze bakla bulamadığımız durumlarda dondurulmuş bakla kullanmak performansı çok düşürür mü? Elinize sağlık, çok keyifli bir yazı olmuş.
çok teşekkür ederim bu güzel yorumunuz için, beni gerçekten çok mutlu ettiniz. İstanbul mezelerinin o kendine has ruhunu yakalayabildiysem ne mutlu bana. bakla favanın sadece bir yemek olmadığını, aynı zamanda bir kültür ve paylaşım ögesi olduğunu anlatabilmek benim için de çok önemliydi. ege’den istanbul’a uzanan o lezzet yolculuğunu ve favanın kültürel bağını vurgulamak istedim. sizin de blogunuzda benzer konulara yer vermek istemeniz harika, özellikle istanbul mutfağı ve mezeleri üzerine daha fazla içerik üretmek gerçekten çok değerli.
taze bakla bulamadığınız durumlarda dondurulmuş bakla kullanmak elbette lezzeti bir miktar etkileyebilir ama performansı çok düşüreceğini sanmıyorum. önemli olan baklaların iyi bir şekilde pişirilmesi ve ezilmesi. dondurulmuş baklayı kullanmadan önce iyice çözdürüp suyunu süzmek ve ardından normal tarifteki gibi pişirip ezmek yeterli olacaktır. hatta bazen dondurulmuş baklalar daha taze kalabildiği için iyi bir alternatif olabiliyor. tekrar teşekkürler güzel yorumunuz için, yayınladığım diğer içeriklere de göz atmanızı öneririm.
Bu tarif beni alıp Ege’nin dingin kıyılarına götürdü adeta. İstanbul’da böyle lezzetler varken, bir de yanında rahatlatıcı bir hamam sefası olsa, tüm stresim uçar giderdi. Kim bilir, belki de bu tarifi yaparken kendime minik bir spa günü armağan ederim.
harika bir geri bildirim, çok sevindim tarifin sizi ege’nin o dingin kıyılarına taşımasına. istanbul’da böyle lezzetleri deneyimlemek gerçekten ayrıcalık, özellikle de yanında rahatlatıcı bir hamam sefası hayaliyle birleşince tadından yenmez olurdu. bence kesinlikle o minik spa gününü kendinize armağan edin, bu lezzet de o günün en güzel parçası olacaktır. afiyetle yapın ve tadını çıkarın. bu arada, profilimdeki diğer yazılarıma da göz atmak isteyebilirsiniz, belki başka keyifli anlar da sizi bekliyordur. yorumunuz için çok teşekkürler.