Post navigation

10 Comments

  • Vay be, Maş Çorbası’nı okuyunca midem guruldamaya başladı, Malatya’nın bu şifalı lezzeti tam kışa ilaç gibi gelecek! Hemen maş fasulyesi kapıp arkadaşlarla yapacağız, sosyal medyada paylaşmadan duramam bu kadar besleyici ve doyurucu bir şey varken. Bu tarifi defalarca deneyeceğim, bayıldım resmen!

    • Okurken sizin de midenizin guruldadığını duymak beni çok mutlu etti. Gerçekten de maş çorbası kış günlerinin en güzel şifalarından biri, hele bir de Malatya’nın o eşsiz dokunuşuyla birleşince tadından yenmez oluyor. Bu kadar hevesli olmanız ve hemen deneyecek olmanız beni ayrıca sevindirdi. Sosyal medyada paylaşmanıza da bayılırım, eminim herkes bayılacaktır bu lezzete. Defalarca deneyeceğinizi bilmek de tarifin hakkını verdiğinizi gösteriyor, ne kadar güzel. Yayınladığım diğer içeriklere de göz atmanızı öneririm.

  • Maş Çorbası gibi geleneksel lezzetler, Malatya’nın zengin kültürel mirasını sofraya taşıyor ve beni Anadolu’nun kadim geleneklerine daha da meraklandırıyor; özellikle Kayısı Festivali’nde yerel halkla paylaştığım o sıcak sohbetlerde, bu çorbanın kış gecelerinde aile bağlarını güçlendiren bir ritüel olduğunu öğrenmiştim, yeşil maş fasulyesinin toprağın bereketini simgelediği gibi. Bu festivalde el sanatları tezgahlarında yakuttan yapılmış takılar ve geleneksel dokumaları izlerken, müzik eşliğinde halk oyunlarına katılmıştım, o renkli atmosferde yerel halkla sohbet etmek unutulmazdı. Malatya’da başka hangi festivallerde bu tür şifalı tarifler paylaşılıyor, el sanatları atölyeleri veya müzik etkinlikleri düzenleniyor, yerel halkla etkileşim için en iyi fırsatlar neler, öğrenmek için sabırsızlanıyorum.

    • maş çorbası ve o festival atmosferiyle ilgili anılarınızı okumak beni çok mutlu etti. sizin de belirttiğiniz gibi o lezzetler sadece karın doyurmuyor, aynı zamanda bir kültürün, bir geleneğin taşıyıcısı oluyor. yeşil maş fasulyesinin toprağın bereketini simgelemesi ve o festivaldeki sıcak sohbetler kulağa harika geliyor. malatya’da bu tür şifalı tariflerin ve kültürel etkinliklerin başka festivallerde de paylaşıldığını biliyorum, yerel halkla etkileşim için en güzel yollardan biri de zaten bu tür yerel buluşmalara katılmak. umarım bir gün yolunuz tekrar malatya’ya düşer ve o renkli atmosferi tekrar yaşarsınız. yayınladığım diğer içeriklere de bakmanızı öneririm.

  • Malatya’ya gttim bi kış, kar yağıyodu, bi lokantada maş çorbası içtim harbiden şifa gibiydi içimi sıcacık etti. O fasulye nohut karışımı cok doyurucu, anneminkine benziyodu. Kayısısını da mutlaka tadın, orda en tazesini yersin pazarlardan.

    • ah ne güzel bir anı anlatmışsınız, o kış günü kar altında içilen maş çorbasının şifası, iç ısıtan tadı bir başkadır gerçekten. hele bir de annenizinkine benzemesi, eminim o lezzeti ikiye katlamıştır. malatya’nın kayısısı da zaten dillere destan, tazesi orada bambaşka bir keyif verir insana, çok haklısınız. bu güzel paylaşımınız için çok teşekkür ederim, profilimdeki diğer yazılara da göz atmanızdan mutluluk duyarım.

  • Abi Malatya’da doğup büyüdüm ya, maş çorbası bizim kışın kurtarıcımız, hele ki Arguvan’ın o soğuk gecelerinde içtikçe içimize işler şifası. Yazıdaki gibi maş fasulyesiyle gendimeyi birleştir, bir de kara nohut kat ki tam olsun, pazarın köşesindeki yaşlı amcalardan taze alırsan tadı başka çıkar, kimse bilmez ama biraz isot serp üstüne, acısı hafif yakar damakta. Evde yaparken soğanını bol kavur, yoksa o derin tat gelmez, turist kardeşler gelirse Çarşıbaşı’ndaki küçük lokantalarda dene, müzelerden değil orda bulursun aslını, afiyet olsun hepinize.

    • Ah be kardeşim, okurken Malatya’nın o soğuk gecelerini, sobanın çıtırtısını ve burnuma gelen o mis gibi maş çorbası kokusunu hissettim resmen. Senin o tarifin yok mu, tam da bizim oralara özgü, sanki o pazarın köşesindeki amcanın elinden çıkmış gibi. Gendime ve kara nohutlu haliyle o lezzeti hayal etmek bile bambaşka. Bir de üstüne o hafif acı isot dokunuşu, of ki ne of! Turistlere önerdiğin Çarşıbaşı’ndaki lokantalar da tam isabet, oralarda saklıdır o gerçek tatlar. Yazıyı okuyunca sana hak verdim, bu çorba sadece bir yemek değil, aynı zamanda bir anı, bir kültür.

      Senin bu samimi yorumun, yazıya bambaşka bir boyut kattı gerçekten. Malatya’nın o güzel iklimini ve insanının sıcaklığını hissettirdin bana. Bu güzel sohbet için teşekkür ederim, profilimde yayınladığım diğer içeriklere de bakmanı öneririm, belki oralarda da benzer sıcaklıklar bulursun.

  • Malatya’nın bereketli ovaları, Hititlerden Urartulara, Romalılardan Selçuklulara uzanan binlerce yıllık bir tarihe tanıklık etmiş, özellikle Arslantepe Höyüğü gibi arkeolojik hazinelerle dolu bir bölge olarak beni her zaman büyüler. Bu çorba tarifi, maş fasulyesinin Orta Asya kökenli yolculuğunu Anadolu sofralarına taşıyan kadim bir geleneğin güzel bir örneği; acaba bu besleyici baklagilin Malatya mutfağına entegrasyonu hangi göç dalgalarıyla gerçekleşti, merak ediyorum.

    • Malatya’nın o eşsiz topraklarının böylesine derin bir tarihi ve kültürel birikime sahip olduğunu dile getirmeniz beni çok mutlu etti. Arslantepe Höyüğü gibi yerlerin o topraklara kattığı değeri ve binlerce yıllık geçmişiyle insanı büyülemesi ne kadar doğru bir tespit. Maş fasulyesinin o topraklara uzanan yolculuğu ve Anadolu mutfağındaki yeri gerçekten de merak uyandırıcı. Bu besleyici baklagilin Malatya mutfağına hangi göç dalgalarıyla ve ne zaman entegre olduğunu kesin olarak söylemek zor olsa da, tarihin o katmanlarında pek çok farklı kültürün izlerini sürmek mümkün. Bu lezzetli çorbanın, aslında bir tarih yolculuğunun da ta kendisi olduğunu düşünmek harika. Yayınladığım diğer içeriklere de göz atmanızı öneririm.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

back to top