Post navigation

5 Comments

  • Ah, Sulu Yayım Çorbası… Çocukluğumun, babaannemin ocağının başındaki tatlı telaşın kokusu adeta. Yazıda çok güzel anlatmışlar, gerçekten de o yaylaların serinliğini, anne şefkatini hissettiriyor insana. Ama bir de şunu ekleyeyim, gerçek Sulu Yayım’ın sırrı yoğurdun kıvamında saklıdır. Ne çok sulu olacak, ne de kesilecek kadar katı. Bir de bizim köyde, içine bir tutam dağ nanesi atarlar, o zaman bambaşka bir lezzet kazanır. Eğer Karabük’e yolunuz düşerse, Safranbolu’daki konakların yanı sıra, biraz daha iç kesimlere, köylere doğru gidin. Orada, gerçek Sulu Yayım’ı tadabilirsiniz. Hatta denk gelirseniz, yayım yapımına da katılın derim, unutulmaz bir deneyim olur.

  • Karabük’e yolum düşerse, bu çorbayı nerede en uygun fiyata tadabilirim acaba? Bir de yöresel lokantalarda ortalama bir çorba ne kadar tutar, ona göre bütçemi ayarlayayım.

  • Karabük’ün yöresel lezzetlerinden Sulu Yayım Çorbası’nın hikayesini okumak çok güzel. Özellikle Safranbolu’nun tarihi konaklarında sıkça pişirilmesi, bu çorbanın sadece bir yemek olmadığını, aynı zamanda bölgenin kültürel mirasının bir parçası olduğunu gösteriyor. “Yayim” adı verilen ev yapımı eriştenin imece usulüyle hazırlanması da çok anlamlı. Acaba bu erişte yapımının kökleri, bölgedeki daha eski toplulukların veya geleneklerin izlerini taşıyor olabilir mi? Belki de bu konuda daha fazla araştırma yapmak, çorbanın tarihsel derinliğini daha iyi anlamamızı sağlayacaktır.

  • Ah, Sulu Yayım Çorbası… Çocukluğumun lezzetidir desem yeridir. Karabük’e gelip de bu çorbayı içmeden dönmek büyük kayıp olur. Yazıda bahsedildiği gibi, o erişteler, yani yayım, gerçekten de imece usulüyle hazırlanır. Her ailenin kendine has bir tarifi vardır, kimisi daha kalın keser, kimisi daha ince. Hatta bazıları içine biraz da nane katar, tadına doyum olmaz. Turistlerin bilmediği bir şey söyleyeyim, Sulu Yayım’ı sadece Safranbolu’da değil, Yenice’nin köylerinde de çok güzel yaparlar. Oralarda yediğinizde, çorbayı yapan teyzenin kendi bahçesinden topladığı sebzelerle yapıldığını hissedersiniz. Bir de, eğer denk gelirseniz, içine biraz da köy peyniri ufalayıp öyle deneyin, bambaşka bir lezzet katıyor. Yanında da mis gibi köy ekmeği… Off, canım çekti şimdi.

  • Yazıda bahsedilen Sulu Yayım Çorbası, Karabük sofralarının sıcak bir parçası olarak sunuluyor. Çorbanın yapımında kullanılan “yayım” adı verilen erişte, kadınların imece usulüyle hazırlanması ve yemeğe kattığı ruh, bana manevi bir derinlik hissettirdi. Her ne kadar doğrudan bir dini mekan veya ibadet yeri olmasa da, bu çorba ve hazırlanış şekli, Anadolu’nun köklü geleneklerini ve toplumsal dayanışmasını temsil ediyor. Bu da benim için manevi bir değer taşıyor. Belki de bu çorbayı yerken, geçmişten günümüze taşınan bir geleneğin parçası olduğumu hissedebilir, huzur bulabilirim. Bir nevi, yemeğin kendisi bir ritüel gibi, insanları bir araya getiren, sıcaklık ve şefkat hissi uyandıran bir araç.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

back to top