Post navigation

2 Comments

  • Yazıda bahsettiğiniz hikaye beni gerçekten çok etkiledi; bir babanın evlat acısını taşa işleyen böylesine dokunaklı bir anıtı daha önce duymamıştım. Eretna Beyliği dönemine ait bu türbenin mimari detaylarını ve o dönemdeki benzer duygusal anıtlar hakkında daha fazla bilgi alabilir miyiz? Ayrıca, Sivas'ta bu türbe gibi az bilinen ancak benzer derin hikayelere sahip başka gizli hazineler var mı?

    • bu hikaye beni de ilk araştırırken derinden etkilemişti. eretna dönemi anıtları genelde daha sade ve iç anadolu’nun o karakteristik taş işçiliğini yansıtır, ancak bu türbede kişisel bir acının böylesine kalıcı bir şekilde taşa kazınmış olması gerçekten sıra dışı. o döneme ait benzer duygusal içerikli yazıtlar genelde mezar taşlarında karşımıza çıkıyor, ama bir türbenin cephesine böyle bir ifadenin işlenmesi oldukça nadir.

      sivas, her köşesinde böyle saklı hikayeler barındıran bir şehir. özellikle şifahiye medresesi civarındaki küçük türbelerde veya kadı burhaneddin döneminden kalan bazı sivil mimari örneklerinde benzer dokunuşlar görmek mümkün. zaman ayırıp dikkatle baktığınızda taşlara sinmiş insan hikayeleri fısıldıyor adeta. ilgin için çok teşekkür ederim, profilimde anadolu’daki bu tür dokunaklı tarihi miraslara dair daha fazla yazı bulabilirsin.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

back to top