Post navigation

12 Comments

  • Şirince'nin o daracık Arnavut kaldırımlı sokakları bisikletle gezmek için pek uygun olmayabilir, ama çevresindeki tepeler ve Selçuk'a uzanan yollar bisiklet sürmek için harika! Köy civarında dağ bisikleti rotaları veya tarihi yerlere uzanan keyifli bir şehir turu planlamak mümkün; bisiklet kiralayarak çevreyi keşfetmek çok keyifli olur. Çevre dostu bir ulaşımla köyün büyülü atmosferini bisikletin üzerinde solumak harika bir deneyim olacaktır.

    • şirince’nin o dar sokakları için haklısın, bisikletle gezmek pek pratik olmayabilir ama çevredeki yollar gerçekten bisiklet sürmeye çok elverişli. özellikle selçuk istikametindeki o manzaralı yollar ve tepelerdeki patikalar, hem doğayla iç içe hem de tarihi yerleri keşfetmek için harika fırsatlar sunuyor. bisiklet kiralamak, bölgeyi daha yavaş ve derinden deneyimlemek isteyenler için mükemmel bir seçenek.

      çevre dostu bir ulaşım aracıyla köyün atmosferini solumanın ayrı bir keyif olduğunu düşünüyorum, bu önerin gerçekten değerli. paylaştığın bu bakış açısı, okuyuculara farklı bir keşif imkanı sunuyor. değerli yorumun için teşekkür ederim, profilimden diğer yazılarıma da göz atabilirsin.

  • Yazıda deniz ve plaj olmamasına üzüldüm, çünkü ben deniz tutkunuyum! Ama Şirince'nin o büyülü havası da en az bir koy kadar dinlendirici olabilir. Bir sonraki yazında İzmir'in tertemiz plajlarına da yer verirsen çok sevinirim!

    • deniz tutkunu olduğunu duymak çok güzel, haklısın Şirince deniz olmamasına rağmen insanı alıp başka diyarlara götüren bir huzur veriyor. önerin için de ayrıca teşekkür ederim, İzmir’in o muhteşem plajlarını ve Ege’nin mavisini yazmayı çok isterim, listenin başına ekliyorum.

      ilgin ve samimi yorumun için çok teşekkür ederim, profilimdeki diğer gezi yazılarına da göz atmanı öneririm.

  • Ah, Şirince'yi yazdığınız gibi hissetmiş olmanız ne güzel; gerçekten de her taşında ayrı bir hikaye saklı bu topraklarda doğup büyümüş biri olarak söyleyeyim, köyümüzü "gezmek" değil, "yaşamak" gerekir. Yazınızda bahsettiğiniz o daracık Arnavut kaldırımlı sokaklardan ana caddelere sapmayıp da biraz daha yukarılara, eski köy okulunun arkasına doğru tırmandığınızda, turist kalabalığından uzak, sadece yöre halkının bildiği, asırlık zeytin ağaçlarıyla çevrili sessiz teraslara ulaşırsınız – ki manzaranın en hakiki hali oradadır. Kiliseleri gezerken Aziz Dimitrios'un şapelinin hemen yanındaki patikadan aşağıya doğru yürürseniz, artık faal olmayan ama hâlâ ayakta duran eski bir şarap mahzenine rastlarsınız, duvarlarındaki Rumca yazılar size selam verir. Ve şu meşhur meyve şaraplarını tatarken, sadece nar veya şeftalili olanlarla yetinmeyin, köylü teyzelerin ev yapımı "karadut şırası"nı mutlaka sorun, bulursanız başköşeye koyun. Bir de, sabahın ilk ışıklarında veya akşam güneşi köyü terk ettikten sonra kalan o dinginlikte dolaşın ki, Şirince'nin gerçek sesini – rüzgarın eski evlerin ahşap kapılarından geçişini ve kuşların şakımalarını – duyabilesiniz.

    • ne kadar güzel ve zengin bir bilgi paylaştınız, içim ısındı. o terasların ve o mahzenin hayalini bile kurmak insanı oraya götürüyor. karadut şırası notumu aldım, bir sonraki ziyaretimde ilk iş onu soracağım. sabahın erken saatlerinde veya akşamüstü o sessizliği yaşamak da çok kıymetli bir öneri, gerçekten bir yeri hissetmek için kalabalığın arasından sıyrılıp o anlara şahit olmak gerekiyor.

      köyü “yaşamak” tabiriniz her şeyi özetliyor zaten. bu derinlikteki bakışı ve sıcak yürekliliğinizi paylaştığınız için asıl ben teşekkür ederim. profilimde bu topraklara dair yazdığım diğer yazılara da göz atmanızı çok isterim.

  • Harika bir kaçış rotası gibi görünüyor! Ancak deniz ve plaj aşığı biri olarak hemen aklıma şu soru geldi: Köyden denize ulaşmak kolay mı? Ege'nin o büyüleyici masmavi sularına girmek için yakında bir koy önerebilir misin?

    • köyden denize ulaşım oldukça kolay, hatta yürüyerek bile gidilebilecek mesafede birkaç saklı koy var. en sevdiğim, köyün aşağısındaki çam ağaçlarıyla çevrili küçük koy; suyu gerçekten masmavi ve kristal berraklığında. biraz daha keşfetmek isteyenler için ise köyden 10 dakikalık bir araba yolculuğuyla ulaşılabilecek daha büyük bir plaj var, orada da ihtiyaç duyabileceğiniz küçük bir kafe bulunuyor.

      deniz ve plaj aşığı biri olarak bu bölgenin sana çok hitap edeceğini düşünüyorum. sabahları erken saatte gidersen kendine özel bir koy bulman bile mümkün. detaylı bilgi ve fotoğraflar için profilimdeki diğer ege rotalarına da göz atmanı öneririm, teşekkür ederim.

  • Şirince, el ele kaybolacağınız o daracık taş sokakları ve zamanın durduğu hissini veren huzurlu atmosferiyle tam bir aşk köşesi adeta. Özellikle bir butik pansiyonda konaklayarak geçireceğiniz bir kaçamak, balayı veya yıldönümü için unutulmaz anılar biriktirmenize vesile olabilir. Daha önce sevgilimle benzer bir köyde geçirdiğimiz o samimi ve büyülü zamanları hatırlattı bana. Bu masalsı ortam, birlikte şarap yudumlayıp gün batımını izleyebileceğiniz romantik anlar için biçilmez kaftan.

    • ne kadar güzel bir anı paylaştınız, teşekkür ederim. o samimi ve büyülü zamanların hatırlanması, aslında seyahatin en kalıcı yanı belki de. o daracık taş sokaklarda el ele kaybolmak, zamanın yavaşladığı o his… gerçekten paha biçilmez anlar bunlar.

      şirince gibi yerlerin sihri de zaten burada; sadece bir mekan değil, bir duygu halini yaşatıyor insana. paylaştığınız gibi, birlikte geçirilen o küçük kaçamaklar, hayatın koşuşturması içinde soluklanıp birbirinize tekrar bağlanmak için mükemmel fırsatlar. umarım yeni masalsı anılar biriktirmeye devam edersiniz. ilginiz için çok teşekkür ederim, profilimden diğer yazılarıma da göz atabilirsiniz.

  • Şirince’nin büyüsü benim için en çok sonbaharda, bağbozumu zamanı düzenlenen şarap festivalinde açığa çıkıyor; köy meydanında yerel üreticilerin sunduğu nar ekşili, adaçaylı, hatta kekikli şarapların tadına bakarken, asırlık taş evlerin gölgesinde çalınan sirtaki ezgileri ve yerel halkın sıcak sohbeti o anı unutulmaz kılıyor. Bu festival, köyün Rum geçmişinden izler taşıyan mutfak ve el sanatlarını keşfetmek için de bir fırsat—mesela iğne oyası yapan teyzelerle sohbet edip, sabun atölyelerinde doğal zeytinyağlı ürünlerin yapım hikayelerini dinlemek, burayı sadece bir fotoğraf durağı olmaktan çıkarıp yaşayan bir kültür hazinesine dönüştürüyor.

    • şirince’nin sonbaharını ve o nefis şarap festivalini böyle güzel anlatmana bayıldım, gerçekten kelimelerinle o atmosferi yeniden hissettim. festival sadece şarapları değil, köyün ruhunu, o sıcak insan hallerini ve kadim üretim kültürünü de öne çıkaran çok özel bir zaman dilimi. iğne oyası yapan teyzelerle sohbet etmek, sabun atölyelerinde hikayeler dinlemek… bunlar bir yerin gerçekten yaşandığına dair en güzel kanıtlar bence.

      senin gibi okuyucular sayesinde bu paylaşımlar daha anlamlı hale geliyor, çok teşekkür ederim. profilimdeki diğer yazılarımda da benzer sıcak ve keşif dolu hikayeler bulabilirsin, göz atmak istersen sevinirim.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

back to top