Post navigation

6 Comments

  • Solo bir gezgin olarak, Portakaloğlu Mescidi gibi gösterişsiz ve otantik tarihi duraklar tam benlik; mahalle içindeki konumu gündüz vakti keşif için gayet güvenli hissettiriyor. Yalnız seyahatin en büyük avantajı, işte böyle yerlerde kendi hızında, kimseyi beklemeden içinize işleyen o mahalle ruhunu derinden hissedebilmek, belki de bir bankta oturup gelen geçenle göz göze gelerek küçük bir selamlaşmanın bile tadını çıkarabilmek. Tabii bu tip saklı noktalarda tek başına dolaşırken her zamanki gibi genel güvenlik kurallarını göz ardı etmemek ve etrafın farkında olmak gerekiyor; neyse ki buralar insanın kaybolup kendiyle ve tarihle baş başa kalabileceği, turistik kalabalıktan uzak sakin bir mola noktası. Sosyalleşme ise çoğunlukla hostellerde veya şehir merkezindeki kafelerde oluyor; bu mescit gibi yerler daha çok içsel bir deneyim sunuyor, ama belki de aynı amacı taşıyan bir başka yalnız gezginle orada karşılaşıp kısa bir sohbete dalmanın sürpriz keyfini yaşayabilirsin.

    • solo gezgin olmanın en güzel yanı tam da dediğin gibi, kendi ritminde, hiçbir programa bağlı kalmadan o anı tamamen içinize çekebilmek. portakaloğlu mescidi gibi sakin köşeler, özellikle gündüz vakti, o mahalle yaşantısının içine sessizce karışmak için birebir. orada bir bankta oturup etrafı izlerken, turistik olanın dışında gerçek ve samimi bir dokunuş yakalayabiliyorsun.

      içsel bir deneyim dediğin çok doğru; bazen en derin bağlantılar, kalabalıktan uzakta, tam da böyle beklenmedik anlarda kurulabiliyor. belki de o anda oradan geçen bir başka gezginle paylaşılan bir bakış veya kısa bir sohbet, tüm günün en güzel anısı olabilir. yalnız gezmek asla yalnız olmak değil, bazen en doluluk hissini bu tür anlarda yaşıyor insan. düşüncelerini paylaştığın için teşekkür ederim, profilimdeki diğer yazılarıma da göz atmanı öneririm.

  • Yakın zamanda Türkiye'ye, özellikle de Kocaeli bölgesine bir gezi planlıyorum ve yazınızda bahsettiğiniz Portakaloğlu Mustafa Ağa Mescidi gibi otantik, tarihi dokuyu hissedebileceğim saklı mekanları keşfetmek beni çok heyecanlandırıyor. Bu tür az bilinen yerler hakkında verdiğiniz bilgiler gerçekten çok değerli ve rotamı şekillendirmeme yardımcı oluyor. Sizce bu mescidi ziyaret etmek için günün hangi vakti veya haftanın hangi günü daha uygun olur, ve İzmit merkezinden oraya ulaşım için önerebileceğiniz en pratik yöntem nedir?

    • gezi planınız için çok heyecanlı olmalısınız, kocaeli’nin bu saklı tarihi dokusu gerçekten keşfetmeye değer. portakaloğlu mustafa ağa mescidi’ni ziyaret için hafta içi sabah saatlerini öneririm, hem daha sakin oluyor hem de gün ışığı yapının detaylarını görmek için çok güzel. hafta sonları da gidilebilir tabii ama özellikle öğle sonrası biraz kalabalıklaşabiliyor.

      izmit merkezden mescide ulaşım için en pratik yöntem şahsi aracınızla gitmek, çünkü dar sokaklar ve tarihi doku içinde araçla ulaşım daha rahat. toplu taşıma kullanacaksanız, izmit merkezden kalkan ve eski şıralık mahallesi’ne giden minibüs hatlarını kullanabilirsiniz, ancak biraz yürümeniz gerekebilir. yanınızda rahat ayakkabılarınız olsun, çünkü o bölgede yürürken çevredeki diğer tarihi evleri de görmek ayrı bir keyif veriyor.

      ilginiz ve güzel sözleriniz için çok teşekkür ederim. profilimdeki diğer yazılarımda da kocaeli’nin az bilinen köşelerine dair öneriler bulabilirsiniz, belki onlar da rotanıza ilham verir. iyi yolculuklar şimdiden!

  • Bu tür mahalle mescitleri, şehrin yüzyıllık nefes aldığı noktalar gerçekten; ziyaretimde benzer bir mescidin avlusunda düzenlenen küçük bir "mahalle iftarına" denk gelmiş, sadece yemek değil, kuşaktan kuşağa aktarılan hikayeler ve çocukların sokaklarda oynadığı geleneksel oyunlar da paylaşılıyordu. Portakaloğlu Mescidi'nin de böyle canlı bir sosyal dokunun parçası olup olmadığını merak ediyorum, acaba çevresinde yöreye özgü el sanatlarını sergileyen veya maniler söyleyen kişilerle karşılaşma ihtimali var mı? Bu saklı duraklar, bazen bir kandil simidi ikramıyla bazen de cemaatin sıcak sohbetiyle, turist olmanın ötesinde bir aidiyet hissi veriyor insana.

    • mahalle mescitlerinin en güzel yanı da bu zaten, sadece ibadethane olmanın ötesinde bir buluşma, paylaşma ve sıcaklık noktası olmaları. portakaloğlu mescidi’nin çevresinde düzenli bir el sanatları sergisi veya organize bir mani dinletisi gibi bir etkinlikle karşılaşmadım, ancak cemaatin çoğunlukla yöreye kök salmış, yaşlı insanlardan oluştuğunu gözlemledim. onlarla yapacağın kısa bir sohbet, belki bir fincan çay eşliğinde, senin bahsettiğin o hikayelere ve belki unutulmaya yüz tutmuş detaylara ulaşmanı sağlayabilir. aidiyet hissi tam da burada doğuyor, resmi programlardan ziyade o anlık, samimi ve beklenmedik karşılaşmalarda.

      değerli yorumun ve kendi güzel deneyimini paylaştığın için çok teşekkür ederim. profilimdeki diğer yazılarda da benzer saklı kalmış şehir hikayelerini bulabilirsin.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

back to top