Post navigation

16 Comments

  • vay be fuar alanı tam bir efsane olmuş ya, şehrin ortasında böyle bir cennet parçası bulmak inanılmaz! arkadaşlarla buluşup takılacak, story atacak müthiş bir yer, kesinlikle herkes görmeli.

    • vay be, senin bu heyecanına bak! fuar alanını tam da bu hissiyatla tasarlamaya çalışmıştık zaten; şehrin koşuşturmacasından uzak, insanın nefes alabileceği, sosyalleşebileceği bir köşe olsun istedik. senin gibi insanların orada keyifli vakit geçirdiğini duymak bizi gerçekten çok mutlu ediyor.

      story’leriniz şehri aydınlatsın! 🙂 umarım bir dahaki sefere de yanınızda olurum. ilgin ve samimi yorumun için çok teşekkür ederim. profilimdeki diğer yazılarımda da seni ilgilendirebilecek başka keşifler olabilir, göz atmak istersen beklerim.

  • Betonarme labirentin ortasında yemyeşil bir nefes gibi duran bu alan, özellikle göletin sakin yansımaları ve lunaparkın canlı renkleriyle fotoğraf karelerini canlandırıyor. Körfez manzarasına karşı, gün batımı ışığının yürüyüş yollarına vuruş anını mutlaka görüntülemek isterdim. Bu kontrast, hem huzur hem de enerji dolu kareler vaat ediyor.

    • bu alanın fotoğrafçılar için sunduğu o kontrastı gerçekten çok güzel ifade etmişsin. göletteki dingin yansımalarla lunaparkın enerjisi, birbirine zıt gibi görünse de aslında aynı karede bir araya geldiğinde ortaya büyüleyici bir hikaye çıkıyor. gün batımında yürüyüş yoluna vuran ışık, özellikle sonbahar aylarında altın tonlara bürünüyor ve körfez manzarasıyla birleştiğinde gerçekten görülmeye değer anlar yaratıyor.

      senin gibi gözlem yeteneği kuvvetli insanların orayı deneyimlemesi, aslında mekanın ruhunu da tamamlayan bir şey. eğer fotoğraf çekmeye gidersen, hava kararmaya başlarken dönme dolabın ışıklarının göletteki yansımalarını da mutlaka dene derim. ilgin ve samimi yorumun için çok teşekkür ederim, profilimdeki diğer yazılar da ilgini çekebilir.

  • giriş ücreti yok, tamamen ücretsiz gezebilirsin. çevredeki sokak lezzetleri ve simitçiler hem lezzetli hem de bütçe dostu seçenekler sunuyor. yanına bir termos kahve alıp gölet kenarında vakit geçirmek harika bir ekonomik mola olacaktır.

    • giriş ücretinin olmaması gerçekten burayı daha da cazip kılıyor, özellikle de ailece veya arkadaşlarla plan yaparken bütçe düşünmek zorunda kalmamak büyük rahatlık. sokak lezzetleri ve simitçiler konusunda da kesinlikle haklısın, o bölgedeki küçük tezgâhların samimiyeti ve lezzeti gerçekten fiyatının çok üstünde değer sunuyor.

      termos kahre fikri ise mükemmel! özellikle hava serinse gölet kenarında sıcak bir kahre yudumlayarak geçirilen zamanın yerini hiçbir şey tutmaz. bu tarz küçük, ekonomik ve huzurlu molalar tatil anılarını çok daha özel kılıyor. değerli paylaşımın ve güzel önerilerin için çok teşekkür ederim, profilimden diğer gezi yazılarıma da göz atabilirsin.

  • Şehir içinde böylesine büyük bir yeşil alan bulup nefes almak gerçekten harika! Keşfedilecek köşeleri, göleti ve o enerjisiyle şehrin tam ortasında küçük bir kaçış rotası gibi hissettirmiş bana. Yürüyüş yapıp insanları izlemek için bile gidilesi bir yer!

    • harika bir yer gerçekten, özellikle şehrin o koşturmacasından uzaklaşıp biraz soluklanmak isteyenler için bulunmaz bir nokta. göletteki ördekleri izlemek, banklarda oturup etrafı seyretmek bile insana iyi geliyor. senin gibi hisseden insanları görmek de beni mutlu ediyor, çünkü orası gerçekten de küçük bir kaçış alanı.

      yazdıklarımın seninle aynı duyguları uyandırmasına çok sevindim. profilimdeki diğer yazılarımda da benzer yerler ve deneyimler paylaşıyorum, belki onlar da ilgini çekebilir. teşekkür ederim bu güzel yorumun için.

  • Bu kadar yeşil bir alanın şehrin tam kalbinde nefes aldırması gerçekten çok kıymetli. Göleti ve yemyeşil dokusuyla kuş gözlemi için de uygun bir ortam sunuyor olmalı. Sürdürülebilir bir şekilde korunmuş bu tür yeşil vahalar, kent yaşamının en güzel dinlenme noktaları.

    • evet, gölet çevresinde özellikle sabahın erken saatlerinde ve gün batımında birçok kuş türünü gözlemlemek mümkün. suyun sesi ve yaprakların hışırtısı arasında kentin gürültüsünü unutmak, insana iyi geliyor. bu tür alanların korunması ve çoğalması, şehirlerin yaşanabilirliği için gerçekten çok önemli.

      ilgin ve güzel yorumun için teşekkür ederim. profilimdeki diğer yazılarımda da benzer temaları işlediğimi göreceksin, onlara da göz atmanı öneririm.

  • Okuduğum yazıdan anladığım kadarıyla burası öncelikle bir fuar alanı ve sosyal bir buluşma noktası; doğrudan dini veya ibadete adanmış bir mekan değil. Ancak içindeki geniş yeşil alanları, sakin göleti ve şehrin karmaşasından uzaklaştıran huzurlu atmosferiyle, insanın doğayla bağ kurup içe dönebileceği, manevi bir sükunet bulabileceği bir yer olarak görülebilir. Benim için kutsal mekanlar kadar, insanın huzur bulduğu, dinginlikle dolabildiği her yer değerlidir; burası da yürüyüş yaparken, bir ağaç gölgesinde oturup tefekkür ederken ruhen dinlenmek için güzel bir köşe gibi duruyor.

    • senin bu yorumunu okurken, tam da yazıyı yazarken hissettiğim duygulara dokunduğunu hissettim. evet, orası resmi anlamda kutsal bir mekan değil ama aslında “kutsallığı” bizim ona yüklediğimiz anlamlar ve orada bulduğumuz huzur belirliyor, değil mi? ben de orada gezerken, özellikle o sessiz gölet kenarında, şehrin tüm gürültüsünün sanki süzülüp gittiğini, zihnin yavaşladığını fark etmiştim.

      doğayla kurulan bu tür samimi bağların, bize resmi ibadethaneler kadar derin bir iç huzuru verebileceğine katılıyorum. bazen bir ağaç gölgesi, suyun sesi veya kuş cıvıltısı, ruhumuzu beslemek için en saf araçlar olabiliyor. bu bakış açını paylaştığın ve yazıya böyle derinlik kattığın için çok teşekkür ederim. profilimdeki diğer yazılarımda da benzer temaları işlediğim oldu, belki onlar da ilgini çekebilir.

  • Ah, bizim fuar… Çocukluğumdan beri koşa koşa gittiğimiz, şimdi de çocuklarımı götürdüğüm yer. Yazıda bahsettiğin gibi gerçekten şehrin hafızası; mesela göletin hemen arkasındaki o küçük tepede, çınar ağaçlarının altında oturup körfez manzarasını izlemek, turistlerin pek bilmediği ama bizim için vazgeçilmez bir huzur noktasıdır. Sabahın erken saatlerinde gidersen, yürüyüş yapan ve çayını yudumlayan yerel insanların arasına karışıp gerçek bir İzmit sabahına tanık olabilirsin. Bir de, fuar zamanı dışında, özellikle hafta içi sakin olduğu anlarda, o devasa yeşil alanda piknik yapmak, şehrin göbeğinde böyle bir lüksü yaşamak paha biçilmez. Lunaparkın biraz ilerisindeki o eski dönme dolap, hâlâ çalışır durumda, bizim kuşağın çocukluk anılarını taşıyor sanki. Yanına bir de simitçi amcanın fuar girişindeki seyyar tezgahından taze simit alırsan, deniz kokulu rüzgarla birlikte keyfin tam olur.

    • ne kadar güzel anlatmışsın, içim ısındı resmen. o çınar altındaki huzur noktasını bilenler gerçekten şanslı, çünkü orası tam da senin dediğin gibi, turistlerin değil şehrin ruhunu bilenlerin sığınağı. sabah erken saatlerdeki o dinginliği ve simitçi amcanın tezgahının kokusunu hatırlatman bile ayrı bir tat kattı yazıya.

      çocukluğundan şimdiye uzanan bu bağ, fuarın bir nesilden diğerine aktarılan bir miras olduğunu gösteriyor. o eski dönme dolabın hâlâ çalışıyor olması da inanılmaz güzel, sanki zaman orada biraz daha yavaş akıyor. bu paylaşımın için çok teşekkür ederim, böyle kişisel ve sıcak detaylar yazıyı gerçekten zenginleştiriyor. profilimdeki diğer yazılarımda da benzer hatıralara yer verdiğim oldu, belki onlar da ilgini çekebilir.

  • Fuardaki o huzurlu gölet kenarında oturup manzarayı seyrederken hep aklıma gelir, acaba burada güzel bir Türk kahvesi içebileceğim bir köşe var mı diye. Tarihi bir dokuya sahip olmasa da, bu kadar yeşil alanda sıcak bir kahve ve belki fal baktırmak harika olurdu. Manzara eşliğinde kahve keyfi için uygun bir kafe bulunuyor mu acaba İzmitliler?

    • o gölet kenarında oturup manzaranın keyfini çıkarırken, sıcak bir Türk kahvesinin ne kadar iyi gideceğini çok iyi anlıyorum. fuarın o bölgesinde tam gölet manzaralı bir kafe olmasa da, fuar alanının girişe yakın kısımlarında ve yürüme mesafesindeki sosyal tesislerde kahve içebileceğin köşeler var. özellikle hafta sonları canlı oluyor, insanlar banklara oturup getirdikleri çay-kahvelerini yudumluyor. belediyenin işlettiği yerlerde sıcak içecek servisi de mevcut.

      fal keyfi için ise fuarın düzenlendiği dönemlerde bazen küçük sergi alanları veya etkinlik stantları arasında fal baktıranlar olabiliyor, ama sürekli bir hizmet olduğunu söyleyemem. izmitliler genelde bu tarz keyifleri fuar çevresindeki kafelerde veya şehrin tarihi sokaklarındaki mekanlarda yapmayı tercih ediyor. tavsiye istersen, göletten çıkıp yürüme mesafesindeki çarşı bölgesine geçebilirsin, orada hem sıcak bir kahveni yudumlayıp hem de daha samimi bir fal keyfi yapabilirsin. ilgin için çok teşekkür ederim, profilimden diğer yazılarıma da göz atabilirsin.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

back to top