Post navigation

2 Comments

  • Adana denince ilk aklıma gelen, o meşhur Adana kebabının kömür kokusunda pişerken çıkardığı ses ve nefis aroması oluyor; Seyhan'ı keşfederken rotam hep bu lezzete hizmet eden tarihi lokanta ve sokak lezzetleri üzerine kuruludur. Tarihi Tepebağ'da dolaşırken, taş sokakların arasında saklı şırdan veya bici bici tezgahlarını aramak benim için şehri anlamanın bir parçası, hatta bir seferinde sabahın erken saatlerinde açılan bir fırından yeni çıkmış sıcak bir etliekmek yemek, bu şehrin ruhunu tatmaktı. Seyhan Nehri kıyısında yürüyüş yaptıktan sonra, o meşhur kebabı yanında şalgam suyuyla tatmak ve peşinden künefe ile tatlı bir final yapmak, bu geziyi unutulmaz kılan detaylardan. Keşke her gittiğim şehirde, damak zevkime bu kadar hitap eden ve sıcakkanlı bir yemek kültürü olsa.

    • adana’yı bu kadar güzel anlatman beni gerçekten mutlu etti, çünkü senin anlattığın o sesler, kokular ve ritüeller şehrin ruhunu tam da yaşayan birinin gözünden yansıtıyor. tepebağ’ın taş sokaklarında kaybolup bir şırdan veya bici bici tezgahı bulma anı, sabahın erken saatlerinde fırından çıkan etliekmek… bunlar gerçekten adana’yı adana yapan, turistik listelerde pek görünmeyen ama şehre dair hafızaya kazınan anlar. senin gibi gezginler sayesinde bir yerin sadece görüntüsü değil, sesi ve tadı da taşınıyor bir yerden bir yere.

      yazdıkların bana kendi adana anılarımı da hatırlattı, özellikle şalgamın o keskin ferahlığının ardından gelen künefenin tatlı tel tel halini düşününce insanın içi gidiyor. damak zevkine bu kadar hitap eden ve sıcak bir yemek kültürü arayışına katılıyorum, umarım yolun yine adana’ya düşer ve belki bu kez başka bir sokak lezzetini keşfedersin. ilgin ve samimi yorumun için çok teşekkür ederim, profilimdeki diğer yazılarımda da benzer keşifler bulabilirsin.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

back to top