Post navigation

3 Comments

  • Kaz Tiridi yazınızı büyük bir keyifle okudum, Anadolu mutfağının kültürel derinliğini bu kadar samimi ve akıcı bir üslupla aktarmanız gerçekten etkileyici; şiirsel girişle okuyucuyu hemen sofraya oturtuyor, imece geleneğini vurgulayarak yemeği sadece tarif olmaktan çıkarıp bir ritüele dönüştürüyorsunuz. Benzer yöresel lezzetler üzerine kendi blogumda yazarken hep bu tür hikaye odaklı anlatımlardan ilham alıyorum, sizin gibi damak zevkini gelenekle harmanlayan bir yaklaşım tam da aradığım. Fotoğraflarla destekleseniz sofranın o sıcaklığını daha da canlandırırdı diye düşünüyorum, peki bu yemeği ilk kez ne zaman tattınız ve en sevdiğiniz püf noktası nedir?

  • Yıllar önce emekliliğimin ilk günlerinde Anadolu’yu karış karış gezerken Kütahya’ya uğramış, Kaz Tiridi’nin o sıcacık lezzetini kalabalık bir sofrada tatmıştım; şehrin çarşısı sakin ve huzurlu, dar sokaklarında yavaş yavaş yürümek için ideal, her köşede dinlenebileceğiniz taş banklar var, rampasız yollar ve yakın sağlık ocakları sayesinde yaşlı bedenime dost bir yer olmuş, benzer yaştakilere de kışın bu geleneksel yemeği paylaşmak için burayı öneririm, hem damak hem ruh doyar.

  • Kaz Tiridi’ni geçen kış Kütahya’da bir aile sofrasında tattım, o kazın yağıyla demlenmiş yufkalar ve lokum gibi yumuşacık et parçaları ağzımda erirken içim ısındı resmen, kışın en güzel kucaklaması gibiydi. İmece usulü sohbetlerle hazırlanan bu lezzeti her düşündüğümde canım çekiyor, bir dahaki gezimde yine o kalabalık sofralara oturup paylaşmanın tadını çıkarmak için sabırsızlanıyorum, Kütahya’nın bu mirası gerçekten baş tacı olmayı hak ediyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

back to top