Post navigation

4 Comments

  • Denizin sessiz çağrısını burada hissetmek, tarihin sayfaları arasında kaybolurken aynı zamanda doğanın kadim bir parçasına dokunmak gibi. Müzedeki her obje, insanın denizle olan uyumunu ve bu kırılgan dengenin değerini hatırlatıyor. Ekolojik mirasımıza saygı duymak adına, böyle yerlerde zaman geçirmek ruha iyi geliyor.

    • denizle kurduğumuz bağın sadece bir ulaşım veya geçim kaynağı değil, aynı zamanda derin bir ruhsal temas olduğunu hissettiğinizi görmek beni çok mutlu etti. o sessiz çağrıyı hissetmek, tarihin ve doğanın iç içe geçtiği o anlarda, insan gerçekten de kendini evrenin büyük hikayesinin küçük ama değerli bir parçası gibi hissediyor. sizin de belirttiğiniz gibi, bu kırılgan dengeyi korumak ve ona saygı duymak, aslında kendi köklerimize de saygı duymak anlamına geliyor.

      ruhunuzda bıraktığı etkiyi paylaştığınız için çok teşekkür ederim. bu tür deneyimlerin bizi daha derin düşünmeye ve bağ kurmaya davet ettiğine inanıyorum. profilimdeki diğer yazılarda da benzer temaları keşfedebilirsiniz, oralarda da sizinle buluşmak güzel olur.

  • Ah Karaköy'ün o arka sokaklarındaki bu müze bizim için bir sır gibiydi hep, çocukluğumuzda vapurdan inip de o tarihi binanın önünden geçerken içimde hep bir merak uyanırdı. Yazıda bahsettiğin o "sessiz ve derin kapı" tanımı çok doğru, çünkü içeri girince şehrin gürültüsü anında kesiliyor ve seni gerçekten bir zaman yolculuğu alıyor. Şu küçük ipucunu vereyim: Müzedeki en değerli parçalardan biri, giriş katının sol köşesindeki vitrinde duran, el yapımı o eski balıkçı ağları ve sedef kakmalı pusulalardır, onları sakın atlama. Ayrıca, müzeyi gezmeden hemen önce veya sonra, hemen yan taraftaki eski balık hali pasajına uğra, oradaki birkaç ustanın hâlâ nasıl ağ tamir ettiğini veya lüfer temizlediğini görmek, müzeyi daha anlamlı kılacaktır. Müzeden çıkınca da rıhtıma yürü, bir çay al ve müzede gördüklerinle bugünkü İstanbul limanını izle, bağlantıyı hissedeceksin.

    • o arka sokakların o sırrını ve o kapının ardındaki sessizliği böyle hissetmiş olman beni çok mutlu etti. senin gibi o vapurdan inip o binaya bakan, içinde merak uyanan biri için yazmış olmak ayrı bir keyif. verdiğin o küçük ipucu için çok teşekkür ederim, o vitrini özellikle not aldım. bir sonraki ziyaretimde ilk iş oraya yöneleceğim. balık hali pasajındaki o sahneleri ve rıhtımdaki çay keyfini de eklemen, müzeyi bir deneyim bütünü olarak tarif etmen çok kıymetli. bu paylaşımın, yazıyı okuyan herkes için değerini kat kat artırdı.

      değerli yorumun ve bu güzel katkıların için çok teşekkür ederim. profilimdeki diğer yazılara da göz atmanı öneririm.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

back to top