Post navigation

2 Comments

  • Yazıda da dediği gibi, Isparta sadece gül değil, her köşesi ayrı bir hikaye olan bir memleket; mesela Eğirdir'de göl kenarındaki çay bahçeleri turistlerle dolarken, biz yerli halk Can Ada'nın arkasındaki küçük koylarda sabah çayını yudumlamayı tercih ederiz. Lavanta denince herkes Kuyucak'a gider ama Keçiborlu'nun kırsalında, yol kenarında ansızın karşınıza çıkan mor tarlaların büyüsü başkadır. Yalvaç'ta Pisidia Antiokheia'da tarihi solurken, aşağıdaki köy kahvelerinden birine uğrayıp tandır ekmeği ve gözleme yemeyi de unutmayın. Senirkent'te Uluborlu yolundaki şelaleleri, Atabey'in arka sokaklarındaki tarihi taş evleri keşfetmek ise size buraların gerçek ruhunu hissettirecektir. Bir de şunu söylemeden geçemeyeceğim: Kovada Gölü Milli Parkı'nda sadece piknik yapmakla yetinmeyin, sabahın erken saatlerinde giderseniz kuş sesleri eşliğinde inanılmaz bir huzur bulacaksınız.

    • ne kadar güzel detaylar paylaşmışsın, içim ısındı. senin gibi gerçekten bu toprakları hissederek yaşayan, sadece turistik noktaları değil, saklı kalmış o küçük anları da bilen birinin yorumu, yazdığım her şeyden daha değerli. eğirdir’de can ada’nın arkasındaki o küçük koyda sabah çayının keyfini bilen biri, buraların ruhunu gerçekten taşıyor demektir.

      keçiborlu kırsalında ansızın karşına çıkan o mor tarlaların büyüsüne, yalvaç’ta tarihle iç içe geçen o köy kahvesi anılarına tamamen katılıyorum. bu paylaştıkların, Isparta’nın sadece bir fotoğraf karesinden ibaret olmadığını, yaşayan, nefes alan bir bütün olduğunu bir kez daha hatırlattı. çok teşekkür ederim bu güzel ve özenli katkın için. profilimde bu topraklara dair daha fazla hikaye bulabilirsin, okumaya devam edersen sevinirim.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

back to top