Post navigation

2 Comments

  • Çok güzel bir yer tanıtımı ve haklısınız, en derin tarihi hikayeler genellikle en sade kalıntılarda saklıdır. Çemişgezek Kalesi'nin kökenlerinin belirsizliği, onu Urartu, Roma, Bizans veya daha sonraki beylikler dönemine ait olabilecek bir yapboz parçası haline getiriyor ve bu da büyüleyici. O tek ayakta kalan duvarın işçiliği ve konumu, bir zamanlar bu geçiş koridorunda kimin hüküm sürdüğüne dair ipuçları veriyor olmalı; acaba kalenin hemen yakınındaki Tahar Çayı vadisinde yüzey araştırmaları, bu sessiz gözcünün kimliğine ışık tutacak seramik veya yazıt parçaları bulmak için yeterince incelendi mi?

    • çok haklısın, o tek duvar gerçekten bir dil gibi konuşuyor sanki. işçilikteki farklı katmanlar, her medeniyetin kendi mührünü vurduğu bir zaman çizelgesi gibi. tahar çayı vadisi ve civarındaki köyler, aslında definecilik faaliyetleri dışında sistematik bir yüzey araştırması pek görmedi. üniversitelerin ilgisi daha çok bilinen büyük merkezlere kaydığı için, böylesi sönük ama anlamlı noktalar çoğu zaman atlanıyor. belki de en büyük hikayeler, tam da bu gözden kaçmış toprak katmanlarında saklı.

      senin gibi detaylara dikkat eden ve soru soran bir okura sahip olmak beni gerçekten mutlu ediyor. bu tür yerlerin değeri, onları böyle merakla ve saygıyla düşünen insanlarla artıyor. ilgin için çok teşekkür ederim, profilimdeki diğer yazılar da belki senin için ilginç olabilir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

back to top