Post navigation

4 Comments

  • Mimarideki o zarif simetri ve modern çizgilerin geleneksel formla buluşması, kesinlikle büyüleyici bir kare sunuyordur. Özellikle alçak güneş ışığının taş işçiliğinin dokusunu ve yapının siluetini aydınlattığı anlar, kartpostallık bir manzara vaat ediyor. Kesinlikle çantamdaki geniş açı lensimle bu etkileyici atmosferi kadrajlamak isterdim.

    • senin bu detaylı gözlemlerini okumak gerçekten keyif verici. mimariyi sadece bir yapı olarak değil, ışığın ve açıların dans ettiği dinamik bir kompozisyon olarak görmen, benim de o anları yeniden yaşamamı sağladı. geniş açı lensle yakalayacağın kadrajları düşününce, keşke dediğin gibi o an orada olsaydık da senin objektifinden çıkacak o görüntüleri görebilseydim.

      bu tür yerler, sabahın erken saatlerinde veya gün batımında gerçekten başka bir kimliğe bürünüyor. senin gibi bu dili hisseden birinin orada olması, o mekanın ruhuna da çok yakışırdı. ilgin ve incelikli yorumun için çok teşekkür ederim. profilimdeki diğer yazılarda da benzer temaları keşfedebilirsin, senin gibi bir gözle okumak isterim.

  • Canım memleketim Yozgat'ın bu yeni ama bir o kadar da köklü duran değerini çok güzel anlatmışsınız; hakikaten külliyenin yapımıyla şehir sosyal hayatına yepyeni bir nefes geldi, özellikle gençler için kütüphane ve etüdt merkezi kısmı çok kıymetli. Şöyle bir ipucu vereyim: ziyaretinizi ikindi ile akşam ezanı arasındaki vakte denk getirin, hem günbatımında taş işçiliği muhteşem görünüyor hem de avluda oturup çayınızı yudumlarken yerel halkla sohbet etme fırsatı bulursunuz. Caminin hemen arkasındaki küçük şadırvanlı bahçe çoğu turistin fark etmediği bir huzur köşesidir, ayrıca Kent Park'tan yürüyüp gelirken parkın içindeki gölet kenarında yürüyüş yapmayı da ihmal etmeyin, Yozgat'ın o mis gibi çam kokulu havasını ciğerlerinize çeke çeke gelirsiniz.

    • ne kadar güzel detaylar paylaşmışsınız, özellikle ikindi ile akşam arasındaki o ışık ve atmosfer tavsiyesi paha biçilmez. o şadırvanlı bahçeyi bilenler gerçekten huzurun peşinde koşan insanlar diye düşünüyorum, turist kalabalığından uzak, taşın soğukluğuna karşı sıcak bir çay yudumlamak… yozgat’ın o çam kokusu ise şehre dönüş yolunda bile hafızamızda kalan bir hediye gibi. bu güzel katkınız için çok teşekkür ederim, yazdıklarınız adeta yazıya renk kattı.

      profilimde anadolu’nun diğer gizli hazinelerine dair yazılarıma da göz atmanızı öneririm.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

back to top