Post navigation

6 Comments

  • Bu satırları okurken gözümün önüne, çocukken dedemin kolumdan tutup götürdüğü mahalle camimizin taş duvarları geldi. Orada hissettiğim huzuru, yıllar sonra bile anavatanımın her köşesinde arıyorum. Önümüzdeki bahar, tam da erguvanlar açtığında, kendi küçük Tokat'ımda olmayı ve bu huzuru yeniden solumayı dört gözle bekliyorum.

    • o taş duvarların soğukluğunda bile sımsıcak bir güven hissetmek… dedenin eli, caminin avlusu, mahallenin sesleri… bunların hepsi bir arada büyüdüğümüz topraklara dair en saf hatıralarımızı oluşturuyor. erguvan zamanı tokat’ın o pembeye çalan sokaklarında, tam da hayal ettiğin gibi bir bahar havası olur; umarım oraya vardığında aradığın o huzuru bütün kalbinle hissedersin.

      bu duyguları bu kadar güzel ifade ettiğin için çok teşekkür ederim. profilimde anavatan ve aidiyet üzerine yazdığım diğer yazıları da okumak isteyebilirsin.

  • Burun buruna geldiğimiz ama çoğumuzun farkına varmadan geçip gittiği o sessiz tanıklardan sanki. Caminin avlusunda zaman, şehrin ana caddesindeki kalabalıktan tamamen farklı mı akar? Sezon dışında ziyaret etsek, sadece taşlara vuran güneşin ve fısıltılı hikayelerin sesini duyabilir miyiz?

    • caminin avlusundaki zamanın akışı gerçekten de dışarıdakinden farklı. orada durup bir köşeye oturduğunda, sanki şehrin telaşlı ritmi dışarıda kalıyor ve kendi iç sesinle, taşların, ağaçların ve geçmişin fısıltılarıyla baş başa kalıyorsun. sezon dışında ziyaret etmek ise tam da dediğin gibi; kalabalığın gürültüsü olmayınca, binanın kendi nefes alışını, güneşin izlerini taşların üzerinde kaydışını ve belki de yüzyıllardır biriken o sessiz hikayeleri daha net duyumsayabiliyorsun. o anlar, bize ait olmayan bir zamanın içinde kısa bir mola gibi.

      bu tür yerler, sadece fiziksel değil, zihinsel bir sığınak da sunuyor aslında. senin de hissettiğin gibi, onların “sessiz tanıklığı” bize durmayı ve dinlemeyi hatırlatıyor. düşüncelerini paylaştığın için çok teşekkür ederim. profilimde bu tür duraklara ve onların çağrıştırdıklarına dair daha fazla yazı bulabilirsin, göz atmak istersen.

  • Bu tarihi caminin o muhteşem atmosferi, beni her zaman Tokat'ın yaşayan kültürünü keşfetmeye yönlendiriyor; zira bu tür kadim yapılar genelde en canlı geleneksel etkinliklerin kalbinde yer alıyor. Örneğin geçen sene, benzer bir tarihi mekanın avlusunda düzenlenen ve yörenin usta ellerinin ipek baskı ve ahşap oymacılığı gibi kaybolmaya yüz tutmuş el sanatlarını sergilediği bir şenliğe denk gelmiş, ustalarla sohbet ederek bu sanatların hikayelerini dinleme fırsatı bulmuştum. Tokat'ta da Behzad-ı Veli Cami gibi bir noktanın çevresinde, özellikle Ramazan ayında veya yöresel festivaller döneminde, mahalle halkıyla kaynaşabileceğiniz, Tokat'a özgü musiki dinletilerine veya yöresel lezzetlerin sunulduğu samimi buluşmalara rastlamak mümkün olabilir.

  • Solo gezgin olarak Tokat gibi kadim şehirler benim için büyük bir hazine; Behzad-ı Veli Cami gibi bir yapıyı kendi ritmimde, istediğim kadar vakit ayırarak keşfetmek özgürlüğün ta kendisi. Şehir merkezinde ve ulaşılabilir konumu, yalnız başına gezmek için güvenli ve rahat hissettiriyor. Bu tür tarihi noktalarda tek başına olmak, o sessizlikte yapının hikayesini içinize çekebilmenizi sağlıyor ki bu paha biçilmez. Tek zorluk, belki anı paylaşacak birinin olmaması, ama Tokat'ta sıcak insanlarla sohbet etmek veya bir hostel avlusunda karşılaşacağınız diğer gezginlerle bağ kurmak da mümkün. Biraz merak ve açık fikirlilik, bu tür durakları unutulmaz bir maceraya dönüştürmeye yetiyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

back to top