Post navigation

3 Comments

  • Ah, Sivas… Susamışlar Konağı’nı okurken içim bir hoş oldu. Emeklilik yıllarımda Anadolu’nun pek çok köşesini gezdim. Sivas’a da yolum düştü elbet. Konağın şehrin merkezinde olması güzel, yürüme mesafesi önemli. Yaş ilerleyince uzun yürüyüşler zorlaşıyor. Oturma alanları, dinlenme yerleri var mı acaba? Bir de erişilebilirlik konusu mühim. Merdivenler, rampalar… Malum, bastonla gezenimiz çok. Sağlık hizmetlerine yakınlığı da göz önünde bulundurmak lazım. Benzer durumda olanlara tavsiyem, gitmeden önce bu detayları öğrensinler. Yoksa güzelim gezi zehir olabilir. Benim gibi, Anadolu’nun tarihi dokusunu sevenlere Sivas kesinlikle tavsiye ederim. Sadece, kendi konforunuzu düşünerek önceden plan yapmayı unutmayın.

  • Sivas denince aklıma ilk gelen şey, o meşhur Sivas köftesi oluyor. Daha önce yediğim en lezzetli köftelerden biriydi, baharatı ve etin kalitesi gerçekten fark yaratıyordu. Susamışlar Konağı’nı okuyunca içimden “Keşke o köfteden sonra böyle tarihi bir konakta güzel bir Türk kahvesi içseydim” diye geçirdim. Konağın mimarisi de çok etkileyici duruyor, özellikle o ahşap işçiliği ve cumbalı yapısı beni benden aldı. Sivas’a yolum düşerse, hem o köftenin tadını yeniden çıkarmak hem de Susamışlar Konağı’nda tarihin izlerini sürmek istiyorum. Belki konakta Sivas’a özgü yöresel yemekler de servis ediliyordur, kim bilir?

  • Sivas’ın kalbindeki bu konak, fısıltıları duyulmamış bir sır gibi duruyor. Acaba taş duvarlarının ardında ne kadar kalabalık yankılanıyor, yoksa zamanın yavaş aktığı bir vaha mı? Belki de kışın sessizliğinde, kar taneleriyle örtülü avlusu, bambaşka bir hikaye anlatır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

back to top