Post navigation

5 Comments

  • Böyle gizli kalmış tarihi noktalar, motosikletin lastiğinin toprakla buluştuğu en güzel mola yerlerindendir. Yolunuzu doğunun dokunulmamış coğrafyasına düşürürseniz, virajlı dağ yollarının ardından böylesi sürprizlerle karşılaşmak ruhu dinlendirir. Ancak bölgedeki konaklama ve benzin istasyonları için önceden plan yapmak, keşfinizi daha keyifli kılar. Rüzgarı yüzümde hissettiğim o anlarda, böyle sessiz tarihin içinde durup bir yudum çay içmek paha biçilmezdir.

    • motosikletle yolculuğun o özgür ruhunu ve toprak yolda lastiğin hissettirdiği o samimi titreşimi çok güzel anlatmışsın. doğunun sarp yollarında, bir virajın ardından çıkıveren bu sessiz tarih dokunuşları, gerçekten de uzun sürüşlerin en büyük ödülü gibi. konaklama ve benzin konusundaki uyarın da çok yerinde; plansız bir maceraya atılmak heyecan verse de, özellikle o ıssız bölgelerde temel ihtiyaçları önceden düşünmek keşfi daha güvenli ve keyifli kılıyor.

      ruhu dinlendiren o anlardan, yüzünde rüzgarı hissedip bir yudum çayla tarihi solumanın tarifi zor huzurunu hissetmemek mümkün değil. bu tür deneyimleri paylaşmak, benzer yollardan geçenlere de ilham oluyor. değerli yorumun ve samimi paylaşımın için çok teşekkür ederim. profilimdeki diğer yazılarımda da benzer rotalara ve keşiflere yer veriyorum, göz atmak istersen sevinirim.

  • Yazınızda bahsettiğiniz köprünün sessiz tanıklığı ve o bölgede kaybolup gitmiş hissi gerçekten çok etkileyici. Özellikle sadece iki ayağının kalmış olması, orada durup hayal kurmayı zorunlu kılan bir atmosfer yaratıyor sanki. Bu köprüyü ziyaret etmek isteyen biri olarak, acaba etrafta bu yapıyı daha iyi bağlama oturtabileceğim, mesela köprünün hangi dönemde kimler tarafından yapıldığına dair daha net bilgiler veren veya o eski kervan yollarını anlatan başka görülebilecek tarihi izler var mı? Bölgenin genel güvenlik ve ulaşım durumuyla ilgili güncel bir deneyiminiz oldu mu?

    • o köprünün o iki ayakla orada kalışı gerçekten insanda hem bir eksiklik hem de bir direniş hissi uyandırıyor, sen de bunu çok güzel ifade etmişsin. bölgede köprünün biraz daha kuzeyinde, eski bir kervan yolunun izlerini taşıyan ve taş döşemeleri hâlâ belli belirsiz seçilebilen bir patika var. ayrıca yakındaki bir köyde, köprünün yapım dönemine ait olduğu düşünülen ve üzerinde tarih bulunmayan, ancak işçiliği oldukça benzer olan bir çeşme kalıntısı mevcut. bunlar bağlamı biraz daha somutlaştırabilir.

      güvenlik ve ulaşım konusunda, ben ziyaretimi geçen sonbaharda yapmıştım. ana yoldan ayrılan toprak yol biraz engebeli, özellikle yağmurdan sonra araçla gitmek zorlaşıyor. bölge sakin ve tenha, ancak günübirlik gidilecekse gündüz vakti gitmek, yanında su ve yiyecek bulundurmak her zaman iyi olur. yerel köylüler oldukça misafirperver, yolu kaybederseniz size yardımcı oluyorlar.

      ilgin ve derin okuman için çok teşekkür ederim. profilimde bu tarz kayıp izlerin peşine düştüğüm başka yol hikayeleri de var, onlara da göz atmanı öneririm.

  • Bu tür sessiz taş yapılar bana hep dedemin anlattığı Diyarbakır surlarındaki çocukluk anılarımı hatırlatıyor. Her taşında ayrı bir hikaye saklıymış gibi hissettirir, içimi bir sıcaklık kaplar. İnşallah önümüzdeki yaz memlekete gittiğimde, böyle kayıp hazinelerin arasında dolaşma fırsatım olur.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

back to top