Post navigation

3 Comments

  • Şehzade Pilavı’nı okurken Safranbolu’nun o tarihi konaklarını gözümde canlandırdım. Emeklilik hayatımda gezdiğim yerlerde hep böyle sakin, huzurlu, yaşlı dostu mekanlar ararım. Safranbolu’nun dar sokaklarında yürümek biraz zorlayıcı olabilir belki, ama o konakların avlularında oturup bir çay içmek, hele ki böyle lezzetli bir pilav eşliğinde, her şeye değer. Benim gibi düşünenler için konakların restore edilmiş olanlarını tercih etmek iyi bir fikir olabilir, hem erişilebilirlik açısından daha uygun olurlar hem de sağlık hizmetlerine yakınlığı düşünülerek seçilmişlerdir. Bir de şunu ekleyeyim, seyahat ederken mutlaka yerel pazarları ziyaret edin. Orada hem yörenin insanıyla sohbet etme fırsatı bulursunuz hem de sağlık açısından faydalı, taze ürünler bulabilirsiniz. Unutmayın, emeklilik demek hayatın tadını çıkarmak demek, acele etmeden, sindire sindire gezmek gerek.

  • Şehzade Pilavı… İsmi bile bir sır gibi fısıldıyor. Karabük’ün bu lezzetinin turist akınlarına uğrayıp uğramadığını merak ediyorum. Yoksa hala o gizli, keşfedilmemiş lezzetlerden biri mi? Belki de en güzel zamanı, yaprakların sarardığı, kalabalığın azaldığı o büyülü mevsimdir.

  • Karabük’ün bu lezzetli mirası, sağlıklı yaşam arayışında olanlar için doğrudan bir seçenek sunmuyor gibi. Bölgede organik tarım uygulamaları ve vejetaryen/vegan seçeneklerinin olup olmadığını, ayrıca hava kalitesi ve doğa yürüyüşü gibi spor imkanları hakkında daha fazla bilgi edinmek isterdim.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

back to top