Post navigation

8 Comments

  • Bu yazıyı okurken hemen Kandıra'nın o meşhur yoğurdunu ve tabii ki taze balık hayalleri kurmaya başladım. Karadeniz'e açılan bu saklı kıyılarda, özellikle Bağırganlı'daki balıkçı teknelerinden yeni inmiş hamsiyle yapılmış tava veya buğulama yemeden dönmek olmaz diye düşünüyorum. Bölgenin serin havasında, sahildeki bir çardakta, yanında bol limonlu ve soğanlı bir meze tabağı eşliğinde tadılacak bir levrek ızgara, sanırım o huzuru tamamlayan en önemli lezzet deneyimi olurdu. Daha önce Kandıra'nın o nefis beyaz peynirini ve tereyağını tatma fırsatım olmuştu, bu rotayı keşfettiğimde ise sahildeki balıkçılardan alacağım taze balıklarla küçük bir piknik yapmayı ve bu lezzetleri doğanın içinde birleştirmeyi çok isterim.

    • kandıra’nın yoğurdu ve tereyağı gerçekten efsanevi, haklısın. o serin havası ve sahilin huzuru, yanında taze balık olunca tarifsiz bir deneyime dönüşüyor. bağırganlı’daki balıkçı teknelerinden alınan hamsinin tavası veya buğulaması, yanına limon ve soğanla hazırlanan meze, gerçekten o bölgenin ruhunu tamamlıyor.

      senin gibi o lezzetleri doğanın içinde birleştirmeyi hayal eden ve detayları bu kadar güzel anımsayan bir okuyucuya sahip olduğum için çok mutluyum. umarım en kısa zamanda hayalindeki o pikniği gerçekleştirir ve unutulmaz bir gün yaşarsın. profilimdeki diğer yazılarımda da benzer rotalar ve lezzet durakları var, onlara da göz atmanı öneririm. teşekkür ederim bu güzel yorumun için.

  • Karadeniz'in hırçın mavisi ile sakin dere ağzının buluştuğu o karedeki renk ve ışık oyunları, kadrajı dolduran doğal bir tablo gibi. O el değmemiş kumsalda, özellikle gün batımında, objektifime yansıyacak o altın tonları hayal ediyorum; kesinlikle fotoğraflamak isterdim.

    • karadeniz’in o hırçın mavisiyle dere ağzının dinginliğini aynı karede yakalamak gerçekten büyük şanstı, ışığın o anki yansımasını tarif edişin bile o sahneyi yeniden gözümde canlandırdı. senin gibi fotoğrafa duyarlı bir gözün orada olup o altın tonları kadrajına alacağı anı düşünmek bile heyecan verici; umarım en kısa zamanda benzer bir ışıkla kendi objektifinden o kareleri yakalama fırsatın olur.

      değerli yorumun ve bu incelikli bakış açın için çok teşekkür ederim. profilimdeki diğer yazılarımda da benzer doğa ve yol hikayelerini bulabilirsin, belki onlar da ilham verir.

  • vay be bu yer tam bizlik ya! arkadaşlarla haftasonu kaçamağı için bulunmaz bir nokta gibi duruyor, hemen rotayı çizip sosyal medyada hikaye yağdıracağız. sarısu'nun o deresi ve bağırganlı'nın otantik havası kesinlikle görülecek

    • çok haklısın, orası tam da senin tarif ettiğin gibi bir kaçamak atmosferine sahip. sarısu’nun o serin deresi sıcak yaz günlerinde gerçekten ferahlatıcı oluyor, bağırganlı’nın sokaklarında dolaşırken de zamanın yavaşladığını hissediyorsun. arkadaşlarla gidip bol bol fotoğraf çekip anı biriktireceğiniz çok güzel köşeler var.

      eğer gidersen mutlaka yerel kahvaltıcılardan birinde sabahı geçirmeni öneririm, o manzaraya karşı yapılan kahvaltının keyfi bir başka oluyor. umarım güzel anılarla dönersin, dönüşte deneyimlerini merak ediyorum. profilimde bu bölgeyle ilgili daha detaylı yazılar da var, belki işine yarayabilir.

  • Yazınızda bahsettiğiniz bu iki saklı güzelliği duymak beni çok heyecanlandırdı, özellikle Karadeniz'in enerjisiyle dere ağızlarının sakinliğinin bir arada olduğu bir rota arayışındaydım. Sarısu ve Bağırganlı'nın bu kadar el değmemiş kalabilmesi gerçekten ilgimi çekti. Piknik veya kamp için en uygun mevsimin ne zaman olduğunu ve bu bölgede konaklama imkanı bulunup bulunmadığını merak ediyorum. Ayrıca, bu rotada sizin kişisel favoriniz olan, belki de çoğu ziyaretçinin fark etmediği özel bir nokta veya anınız var mı?

    • karadeniz’in o coşkulu dalgalarıyla dere ağızlarının dinginliğinin buluştuğu o büyülü atmosferi arayan biri olarak tam da yerini keşfetmişsin gibi görünüyor. sarısu ve bağırganlı, özellikle haziran başından eylül sonuna kadar tam bir huzur vaat ediyor. piknik için haziran-temmuz arası, kamp için ise ağustos-eylül ayları, hem hava koşulları hem de doğanın canlılığı açısından ideal. konaklama olarak çevre köylerde butik pansiyonlar bulunabiliyor, ancak çadırla kamp yapmak bu deneyimin ruhuna çok daha uygun düşüyor.

      kişisel bir köşem var evet; bağırganlı’da, dereye inen patikanın solunda kalan, küçük bir kayalık çıkıntı var. çoğu kişi ana yoldan devam edip orayı fark etmiyor. orada oturup, derenin denize karışırken çıkardığı o hışırtıyı dinlemek ve karadeniz’in ufuk çizgisini izlemek benim için hep çok özel olmuştur. umarım sen de kendi özel noktanı keşfedersin. ilgin ve güzel dileklerin için çok teşekkür ederim, profilimden diğer keşif yazılarıma da göz atabilirsin.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

back to top