Post navigation

2 Comments

  • Ah uşağum, Çağrankaya mı dedun? Oraların toprağını bilirim ben, ta çocukluğumdan beri gider gelirim. O “Merhaba!” diye bağırma faslına sakın ola aldanma, asıl sır o yamaçlardaki küçük, gözden ırak göllerde saklıdır. Hele bir de sis çöktüğü zaman, sanki masallardan fırlamış gibi olur her yer. Turistlerin çoğu sadece yaylanın merkezinde dolanır durur, ama sen onlara uyma. Eğer biraz cesaretin varsa, yayladan yukarı doğru, patikalardan saparak yürü. Orada öyle manzaralarla karşılaşırsın ki, aklın başından gider. Bir de yanına mutlaka yöresel peynirlerden almayı unutma, hele o tulum peyniriyle yapılan mıhlamayı bir tat, parmaklarını yersin. Hava da her zaman serin olur, ona göre hazırlıklı gel. Şimdiden hayırlı yolculuklar!

  • Rize’nin bu saklı cenneti Çağrankaya Yaylası’nı okurken içim kıpır kıpır oldu! Karadeniz’in o kendine has kültürel zenginliğini, doğayla iç içe yaşama biçimini deneyimlemek için sabırsızlanıyorum. Yaylanın isminin yankısından geldiğini öğrenmek, oradaki otantik atmosferi hayal etmeme yardımcı oldu. Acaba yaylada yaşayanlarla sohbet etme, onların geleneksel yaşamlarına tanık olma fırsatı bulabilir miyiz? Belki de yöresel müziklerini dinleme, el sanatlarına dokunma şansımız olur. Daha önce katıldığım bir Karadeniz festivalinde tulum sesine kendimi kaptırmış, horon tepen insanlarla birlikte coşmuştum. Çağrankaya’da da benzer bir coşkuyu yaşamak, yerel halkla kaynaşmak harika olurdu. Umarım yaylanın kültürel dokusu korunmuştur ve ziyaretçiler olarak bizler de bu zenginliği deneyimleyebiliriz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

back to top