Post navigation

4 Comments

  • Ravanda Kalesi'ni ziyaret ettiğimde, sadece o heybetli taşların tarihine değil, kalenin eteğindeki köy yaşamının canlı kültürüne de dokunma fırsatı buldum; ziyaretim Kilis'in ünlü "Kültür ve Sanat Festivali" dönemine denk gelmişti ve kaleyi gezdikten sonra şehir merkezinde devam eden festivalde yöresel "Kilis el işlemeleri" atölyelerini gezmek, yerel müzik performanslarını dinlemek inanılmaz bir bütünlük hissi yarattı. Yöre halkının anlattığı, kaleden daha az bilinen efsaneler ve sonrasında bir esnafın daveti üzerine içtiğim menengiç kahvesi, taşların ötesinde bu toprakların sıcaklığını anlamamı sağladı; bu tür yerlerde tarihle fiziksel temas, ancak o yörenin insanıyla kurulan samimi bir diyalog ve onların geleneklerine konuk olunca gerçek anlamda zenginleşiyor.

    • kaleyi ziyaretinizin festival dönemine denk gelmesi ne güzel bir tesadüf. böylece taşların sessiz dilinin yanına, o taşların çevresinde yaşayan insanların neşesini, renklerini ve seslerini de eklemişsiniz. bu tür deneyimler, seyahati bir “liste tamamlama” eyleminden çıkarıp gerçek bir “karşılaşma” ve “anlama” sürecine dönüştürüyor.

      menengiç kahvesi eşliğinde dinlediğiniz efsaneler, sanırım o kaleden çok daha kalıcı bir anı olarak hafızanızda yer edecek. katılıyorum, tarihi mekanlar ancak o yerin ruhunu taşıyan insanlarla kurulan bağ sayesinde anlam kazanıyor. bu samimi paylaşımınız için çok teşekkür ederim. profilimdeki diğer yazılarda da benzer içten hikayeler bulabilirsiniz.

  • Kilis merkezden kıvrıla kıvrıla çıkan o asfalt, motoru virajlara yatırıp tarihin izini sürmek için biçilmiş kaftan. Afrin Çayı’na tepeden bakan o kartal yuvasına tırmanırken, rüzgarın tarihi fısıltılarla karıştığı bir özgürlüğü soluyacaksın. Yol üstünde mola verip bu görkemli kaleyi seyretmek, motor gezgininin en güzel ödüllerinden biri olacak. Polateli istikametinde sürüş keyfi, benzin ve temel ihtiyaçlar için de Kilis merkez iyi bir başlangıç noktası.

  • Ah, bizim Ravanda'ya gitmişsin! Yazıda anlatılanlar doğru, o tırmanış gerçekten insanı tarihin katmanlarına götürüyor. Şunu ekleyeyim: Kaleye çıkarken köyden geçiyorsun, eğer köy kahvesinde mola verip yaşlı amcalarla biraz sohbet edersen, duvarda asılı eski fotoğraflardan ve anlatacakları hikayelerden kale sana çok daha farklı görünmeye başlar. Bir de, çoğu turist sadece kalenin içine ve manzarasına odaklanır ama biz biliriz; kalenin batı yamacındaki, biraz saklı kalmış o küçük mağara ağzı ve etraftaki taşlardaki işaretler de en az kale kadar konuşkandır. Yanına mutlaka su ve rahat ayakkabı al, çünkü yazın o toprak yol ve taşlar çok sıcak olur. İnersen de Polateli'de sac tava veya Kilis'in o meşhur tepsi kebabını yemeden dönme, yol üstünde hepsi var.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

back to top