Post navigation

1 Comment

  • Yazıda anlatılanlar çok doğru, bu cami bizim için sadece bir ibadethane değil, çocukluğumuzun geçtiği, serin avlusunda oturup sohbet ettiğimiz bir yürek taşı gibidir; özellikle öğle sıcağından kaçıp minarenin gölgesine sığındığınızda hissettiğiniz o tarifsiz huzuru anlatmak zordur. İçeri girdiğinizde kubbenin altında durup bir süre sessizce bakın, çünkü o sarımtırak trakit taşlar öğleden sonra içeri vuran güneşle adeta altın rengine bürünür ve caminin ruhunu size hissettirir. Camiyi gezdikten sonra arka sokaklara dalıp eski Niğde evlerini görmenizi, hemen yakınındaki tarihi ılgın ağacının altında soluklanmanızı ve caminin hemen yanı başındaki küçük, mütevazı çay bahçesinde bir çay içerek buradaki zamanın yavaşlığını içinize çekmenizi öneririm; işte o zaman Murat Paşa'nın gerçek atmosferini yakalarsınız.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

back to top