Post navigation

4 Comments

  • Ah Muğla Sulu Kebap, o sabahın köründe çarşıda burnuma dolan o mis gibi kokuyla ilk tattığımda dilim damağımda eriyip gitmişti, et o kadar yumuşacık ve suluydu ki her lokmada yılların emeğini hissediyorsun, gece boyu közde demlenen o lezzet bombasını Ege gezilerimde defalarca kovaladım, sıcak ekmekle banıp yediğim o anlar hala aklımda, bir dahaki sefere yine sabaha karşı yola düşüp o ritüele katılmak için sabırsızlanıyorum, Türkiye’nin bu gizli hazinelerinden biri mutlak denemeye değer.

  • Vay be, Muğla’ya gldim geçen yaz, sabaha karsı carsıda sulu kebap yedim, etler resmen dag gibi yumusak ve suluydü cok gzel. O koku hala burnumda, fırından cıkan sıcak ekmekle harikaydı. Yanında Dalyan’a da git, caretta carettalar ve nehir kenarı süper.

  • Abi Muğla’da doğup büyüdüm, Sulu Kebap bizim sabah kahvaltımızın kralı, yazıda dediği gibi gece taş fırınlarda közde demleniyor ki et o kadar yumuşak oluyor ki çatal bile batmıyor. Çarşıdaki Arasta’da turistlerin pek uğramadığı köşedeki Hacı Amca’nın yeri var, orası en otantikisinden, sabah 5’te sıraya gir yoksa bitiyor; yanına bol köpüklü ayranla iç, bir de taze ekmekle sil süpür, inanın başka kebaba dönüp bakmazsın. Eğer Muğla’ya geliyorsan Pazartesi sabahı erken kalk, çarşıya in, o loş ışıkta o kokuyu duyunca anlarsın neden efsane olduğunu.

  • Muğla’nın tarihi çarşılarında sabaha karşı yükselen bu lezzet kokusu, şehrin Osmanlı döneminden miras kalan Menteşe Sancağı günlerine uzanan zengin kültürel dokusunu muhteşem bir şekilde canlandırıyor; buralar, taş işçiliğinin ve ticaret geleneklerinin izlerini taşıyan Arasta gibi yapılarla dolu, kebap ritüeli de bu mirasın lezzetli bir parçası olsa gerek, acaba bu gelenek Selçuklu etkileriyle mi şekillenmiş yoksa daha eski Karia dönemlerinden kalma bir unsur mu taşıyor diye merak ettim.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

back to top