Post navigation

2 Comments

  • Ah be canım, Boğaziçi mi dedin? Benim memleketimden bahsediyorsun. Oraya gitmekle çok iyi etmişsin, Bodrum’un o kalabalığından sonra ilaç gibi gelir insana. Bak şimdi sana birkaç şey söyleyeyim, turistlerin pek bilmediği. Köyün meydanında oturup bir çay içmeden, hele o taze sıkılmış portakal suyundan içmeden sakın dönme. Bir de sahildeki o küçük balıkçı lokantaları var ya, oraların mezeleri dillere destandır. Özellikle gün batımında rakı-balık keyfi yapmadan olmaz. Bargilya antik kentinin kalıntıları biraz tepede kalıyor ama o manzaraya değer, Güllük Körfezi ayaklarının altında. Kuşları seyretmek için en güzel zamanlar ilkbahar ve sonbahar aylarıdır, o zaman binbir çeşit kuş gelir konar Tuzla Sulak Alanı’na. Sakın fotoğraf makineni unutma! Bir de köyün içindeki o taş evlerin arasında kaybolmayı ihmal etme, her köşesi ayrı bir güzellik. Giderken de yanına yöresel zeytinyağı ve bal almayı unutma, pişman olursun sonra. Şimdiden keyifli tatiller!

  • Ooo, kulağa harika geliyor! Antik kalıntılar ve kuş cenneti bir arada mı? Bodrum’un kalabalığından kaçıp böyle keşfedilmemiş bir yere gitmek tam benlik! Hemen rotayı çiziyorum, bu macerayı kaçıramam!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

back to top