Post navigation

1 Comment

  • Mardin’in o altın rengi topraklarına bakan Deyrulzafaran Manastırı’nın tasviri içimi huzurla doldurdu. Taş işçiliğinin böylesine zarif örneklerini barındıran, yüzyıllardır Süryani cemaatinin kalbi olmuş bir mekanın varlığı, maneviyat arayışında olan bir gezgin için adeta bir çağrı gibi. Güneş Tapınağı’ndan modern matbaaya uzanan zengin geçmişi, beni o topraklarda bir yolculuğa çıkmaya, tarihin fısıltılarını dinlemeye ve inancın derinliklerinde kaybolmaya davet ediyor. Orada, duvarların harcında kullanılan safran çiçeklerinin kokusuyla karışan duaların yankısını hissetmek, ruhumu dinlendirecek ve beni daha iyi bir insan yapacak bir deneyim olurdu eminim. Dini bayramlarda atalarımın türbelerini ziyaret ederken hissettiğim o manevi bağın bir benzerini, Deyrulzafaran Manastırı’nın kadim duvarları arasında da bulabileceğime inanıyorum.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

back to top