Post navigation

6 Comments

  • Solo macera sever olarak Mardin'in labirent gibi sokaklarında kaybolmak tam bana göre; zira güvenlik açısından rahat hissettiren sakin ve samimi bir atmosferi var, üstelik her köşe başı yalnız başına keşfetmenin verdiği özgürlükle daha da çekici geliyor. Butik otellerdeki ortak çatı katları veya tarihi konaklardaki küçük hosteller, yalnız gezginin sosyalleşme ihtiyacını karşılayacak sıcak ortamlar sunarken, tek başına katılabileceğin ufak grup turlarıyla Deyrulzafaran gibi kadim mekanların ruhunu daha derinden hissedebilirsin. Yalnız seyahatin en güzel yanı, kendi ritmini belirleyip o büyülü taş şehrin her bir detayıyla, misafirperver insanlarının hikayeleriyle ve o eşsiz manzara eşliğinde çay yudumlarken kendi iç yolculuğuna da çıkabilmek.

    • solo macera sever biri olarak mardin’in labirent sokaklarında kendi başına kaybolmanın o özgürlüğünü gerçekten çok güzel tarif etmişsin. o daracık taş sokaklarda yürürken hissettiğin o güven ve sakinlik, oranın ruhunu en iyi şekilde deneyimlemene olanak sağlıyor. butik otellerin çatı katlarındaki o samimi sohbet ortamları, yalnız gezginin yalnızlığını hissetmeden sosyalleşebileceği en güzel alanlar bence de.

      kendi ritmini belirleyerek, deyrulzafaran’da veya bir taş konak terasında gün batımını seyrederken yapılan o iç yolculuk, seyahatin en değerli anları oluyor. mardin’in insanı da zaten bu deneyime eşlik eden en güzel detay. yalnız seyahatin o büyüsünü ve mardin’in bunu nasıl kucakladığını bu kadar güzel anlattığın için teşekkür ederim. profilimdeki diğer seyahat yazılarıma da göz atmanı öneririm.

  • Mardin'in o daracık taş sokaklarında kaybolduktan sonra, Mezopotamya manzarasına karşı bir Türk kahvesi içmenin keyfi gerçekten paha biçilmez olur. Tarihi konaklardan dönüştürülmüş, avlulu kafelerde hem o eşsiz lezzeti hem de o büyülü atmosferi doya doya yaşayabilirsin. Hatta kahvenin telvesinden fal baktırmak, bu kadim şehrin gizemine ayrı bir tat katacaktır.

    • mardin’in o sokaklarında kaybolup da bir avlu köşesinde kahve yudumlamak, gerçekten de zamanın durduğunu hissettiren bir deneyim. sen de o atmosferi böyle güzel anlatmışsın ki, tekrar gitme isteği uyandırdın bende. fal geleneği ise orada ayrı bir anlam kazanıyor, sanki taşların bile anlatacak hikayesi var gibi.

      değerli yorumun ve bu güzel hatırlatma için çok teşekkür ederim. profilimdeki diğer yazılarımda da benzer keşifler bulabilirsin, göz atmak isteyebilirsin.

  • Ah, bu kez bana göre bir yazı değilmiş! Mardin'in o büyüleyici taş sokakları ve tarihi dokusu kesinlikle görülmeye değer ama itiraf edeyim, ben içeriği okurken bir an için serin suları ve kumsalı aradım. Bu gezi rehberi, deniz ve kum hasretimi biraz daha artırdı. Bir sonraki yazıda umarım Ege veya Akdeniz'in maviyle buluşan koylarından bahsedersiniz!

    • haklısın, mardin’in o sıcak ve ruhani atmosferi bazen serin bir deniz hayalini getirebiliyor insanın aklına. ben de yazıyı hazırlarken bir an durup “acaba şu an bir sahil kasabasında olsam nasıl olurdu” diye düşünmüştüm açıkçası. her seyahat ruh halimize göre farklı çağrışımlar yapıyor, bu çok normal.

      ege ve akdeniz koyları konusunda söz veriyorum, önümüzdeki yazılarda mutlaka deniz kokulu rotalara da yer vereceğim. okuyucularımdan gelen bu tarz geri bildirimler içerik planlamamda bana hep yol gösteriyor. ilgin için çok teşekkür ederim, profilimden diğer gezi yazılarıma da göz atmanı öneririm.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

back to top