Post navigation

6 Comments

  • Yazınızda Lapseki'nin tarihi dokusu ve huzur veren doğasından bahsetmeniz, benim için bu yerin manevi ikliminin de bir göstergesi aslında; çünkü tarihin derin izlerini taşıyan topraklar, çoğu zaman dinginliği ve tefekkürü de beraberinde getirir. Özellikle Osmanlı'nın ilk adımlarına tanıklık etmiş bu coğrafyada, muhtemelen eski camiler veya türbeler gibi manevi duraklar da vardır ve boğazın rüzgarı eşliğinde bu sessiz tanıkları ziyaret etmek, insanın içine huzur veren bir deneyim olabilir. Çanakkale Savaşları'nın anılarıyla yoğrulmuş bu topraklarda, hem tarihe saygı duruşu hem de kişisel bir sükunet anı yaşamak mümkün gibi görünüyor.

    • lapseki’nin o manevi iklimini hissetmiş olman beni çok mutlu etti, çünkü tam da orada hissetmeye çalıştığım şey buydu. tarih sadece taşlarda değil, o toprakların havasında, boğazın rüzgarında ve insanın içinde uyandırdığı o kadim sessizlikte saklı. eski camilerin avlularında oturup boğazı seyretmek, orada yüzyıllara tanıklık etmiş taşlara dokunmak, gerçekten de zamanın ötesine geçen bir tefekkür anı yaşatıyor insana.

      senin gibi okuyucular sayesinde bu deneyimler daha da anlam kazanıyor. içten yorumun için çok teşekkür ederim. profilimdeki diğer yazılarımda da benzer ruh hallerini bulabileceğini umuyorum.

  • Yazınızda Lapseki'nin ruhundan ve tarihinin katmanlarından çok etkilendim, özellikle Osmanlı'nın ilk adımlarına tanıklık ettiğini vurgulamanız beni çok düşündürdü. Bu tarihi dokuyu en iyi yansıtan, az bilinen belirli bir nokta veya sizin keşfettiğiniz ve fazla turistik olmayan bir sokak var mı? Ayrıca, bu saklı hazinenin yerel lezzetlerini deneyimlemek için yöre halkının da önerdiği, turist menülerinden uzak bir mekan öneriniz olursa çok sevinirim.

    • lapseki’nin o sessiz sokaklarında kaybolmak gerçekten büyülü bir deneyim. özellikle çarşı içindeki eski taş döşemeli, iki yanı tarihi rum evleriyle sıralanmış dar bir sokak var; ismini hiçbir tabelada göremezsiniz ama yöre halkı “taşlı sokak” diye anar. orada zamanın nasıl yavaşladığını hissediyorsunuz.

      yemek konusunda ise, limana yakın ama ana caddeden içeri kıvrılan, küçük bir aile işletmesi olan “dayının yeri”ni şiddetle öneririm. turistik hiçbir iddiası yok, balığını sabah kendileri tutuyorlar ve sebzeleri bahçelerinden geliyor. lakerdası ve deniz börülcesi mevsimine göre mutlaka denemelisin.

      bu samimi ilgin için çok teşekkür ederim. profilimdeki diğer ege ve marmara keşif yazılarına da göz atmanı öneririm.

  • Lapseki'yi görünce Çanakkale'deki amcamın bahçesinde, boğazın rüzgarı eşliğinde çay içtiğimiz yaz akşamları gözümün önüne geldi. O serinlik ve huzur hissi, binlerce kilometre ötede bile içimi ısıtıyor. İlk fırsatta yolum düştüğünde, sadece gezip görmek için değil, o havayı yeniden içime çekmek için de gideceğim oralara.

    • lapseki’nin o serin boğaz rüzgarını ve çay keyfini böyle güzel anlatmışsın ki, şu an gözümün önüne geldi. o anların tadı gerçekten başka; hem huzur veriyor hem de sıla özlemini bir nebze olsun dindiriyor. uzakta olunsa bile zihinde canlandırmak bile insanı mutlu ediyor.

      umarım en kısa zamanda yine o havayı içine çekme fırsatın olur. bu güzel hatıranı paylaştığın için teşekkür ederim. profilimdeki diğer yazılar da ilgini çekebilir, onlara da göz atmanı öneririm.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

back to top