Post navigation

4 Comments

  • Kula’nın taş sokaklarında yankılanan o et kokusu, sanki unutulmuş bir define haritasını işaret ediyor gibi. Bu ilçeyi turistlerin radarından uzak tutan ne, kalabalık mı hiç bulaşmıyor yoksa sadece yerel halkın sırrı mı? Sezon dışı bir sonbahar sabahı fırınlara sızsam, güvecin gerçek ruhunu yalnız başıma tadabilir miyim?

  • Kula Güveci’ni okuyunca o taş sokaklarda bir Türk kahvesi içesim geldi, acaba tarihi bir kahvehane var mı oralarda fal baktırabileceğim? Güveç sonrası fincanı dibine vurup falıma baksam, Ege manzarasıyla kahve keyfi yapardım herhalde. En sevdiklerimden böyle yerlerde fincandan çıkan şekillerle geleceği okumak.

  • Yıllar önce emekliliğimin ilk günlerinde Ege’yi adım adım dolaşırken Kula’ya uğramış, o taş sokaklarda yavaş yavaş yürürken fırınlardan yükselen güveç kokularıyla huzur bulmuştum; sakin bir kasaba burası, taş döşeli yollar biraz engebeli olsa da oturup dinlenebileceğiniz kahvehaneler ve meydanlar var, yaşlı biri olarak tempo yapmadan dolaşmak ideal, Manisa merkeze yarım saatlik mesafede olduğundan sağlık hizmetleri için endişe etmiyorsunuz, güveci tadan komşularla sohbet ederken hissettiğim o paylaşım ruhu, bizim gibi gezginlere tam bir emeklilik nimeti, sakın acele etmeyin, her adımı sindirin derim.

  • Vay be, Kula Güveci’nin o odun ateşinde pişen mis gibi kokusu Ege’nin bereketini çağrıştırıyor, tam yaz öncesi ağzımın suyunu akıttı! Manisa’nın bu lezzet şöleninden sonra yakındaki plajlara mı akılsak, denizde yüzüp serinlesek? En temiz koylarda dalış yapmayı kim ister?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

back to top