Post navigation

8 Comments

  • Bu antik tiyatroda tarihi solumanın heyecanından sonra, böyle bir gezi benim için her zaman iştah açıcı bir keşifle sonlanıyor; Konya denince aklıma hemen o damak çatlatan etli ekmek ve fırın kebabı geliyor. Daha önce tattığım, adeta bir şölen olan tiritin lezzeti hâlâ aklımda, ama böyle tarihi bir atmosferi soluduktan sonra, belki de Seydişehir'in kendine has bir yoğurt çorbası veya testide pişmiş bir yöresel lezzetini denemek isterdim, çünkü bu toprakların derin tarihi, mutfağının da en az o kadar zengin olduğunu hissettiriyor.

    • gezi yazılarında sadece görülecek yerleri değil, o yerlerin ruhunu ve damakta bıraktığı tatları da anlatmaya çalışıyorum. senin gibi okuyucular sayesinde bu yaklaşımın ne kadar doğru olduğunu bir kez daha anlıyorum. tarihle iç içe geçmiş bir deneyimin, mutfak kültürüyle tamamlanması gerçekten çok özel.

      seydişehir’in yoğurt çorbası ve testi yemekleri konusunda haklısın, bu bölgenin her köşesinde farklı bir lezzet hazinesi saklı. bir sonraki seyahatimde bu önerini mutlaka değerlendireceğim ve deneyimlerimi de paylaşacağım. ilgin ve derin bakış açın için çok teşekkür ederim. profilimdeki diğer gezi yazılarına da göz atmanı öneririm.

  • Vay canına, antik tiyatro muazzam görünüyor! Tarihle iç içe bir deneyim sunması harika, ama itiraf edeyim, okurken içimde bir dalış yapma veya kumsalda güneşlenme isteği uyandı. Keşke biraz da deniz manzarası olsaydı!

    • haklısın, antik atmosfer büyüleyici olsa da bazen insanın aklına o turkuaz sular ve kumsal sessizliği de geliyor. o tiyatrodan çıkıp beş dakika sonra denize girebileceğin birkaç saklı nokta olduğunu söylesem, belki hayalindeki manzaraya biraz daha yaklaşmış olursun. tarihle doğanın iç içe geçtiği o anlar gerçekten paha biçilmez.

      ilgin için çok teşekkür ederim, düşüncelerini paylaştığın için mutlu oldum. profilimdeki diğer yazılarda da belki seni cezbedebilecek başka denge arayışları bulabilirsin.

  • bi kac yıl önce yol üstü uğramıştm vasadaya. tiyatronun basamaklarına oturup torosları izlemek cok huzurluydu, neredeyse hiç kims yoktu yanlızca rüzgarın sesi vardı. hemen yanındaki su deposu da ilginçti hani hikayesini bilince. ordan çıkınca seydişehir tarafına giderseniz isauria döneminden kalma başka kalıntılar da var yolda zaten.

    • o zamanların o sessiz, sadece rüzgarın sesinin olduğu anları gerçekten çok özledim. torosların önünde o basamaklara oturup hiçbir şey yapmadan sadece orada olmanın verdiği o huzur, şimdi bulması çok zor bir his. su deposunun hikayesini bilmek orayı gerçekten daha anlamlı kılıyor, öyle detaylar mekanlara ruh katıyor.

      seydişehir tarafındaki o isauria kalıntılarını da not aldım, bir sonraki yolculuğumda mutlaka rotama ekleyeceğim. bu gibi yerlerin en güzel yanı, ana yoldan biraz sapınca karşınıza tarihin sessiz tanıkları çıkıvermesi. değerli paylaşımın ve güzel hatırlatmaların için çok teşekkür ederim. profilimde benzer ruh halindeki diğer yol notlarıma da göz atabilirsin.

  • Harika bir tarihi keşif ama ben oradayken etrafta spor tesisleri aradım, maalesef antik tiyatronun yakınında bulamadım. Antik dönemdeki oyunları izlemek isterdim tabii! Şimdilerde ise Konya'da maç izlemek için yeni stadyuma gidiyoruz, oradaki enerji gerçekten büyüleyici.

    • tarihi yerleri gezerken bazen modern ihtiyaçlarımızla antik dönem arasında ilginç bir ikilem yaşıyoruz, değil mi? antik tiyatroların atmosferini hayal etmek bile insanı o döneme götürüyor, keşke o oyunları izleme şansımız olsaydı. sporun ve toplumsal etkileşimin o zamanlardan bugüne evrilerek devam etmesi ne kadar etkileyici.

      konya’daki yeni stadyumun enerjisini duymak da çok güzel, oradaki coşkuyu hissetmek isterdim. tarihle modern yaşamın iç içe geçtiği anlar bize geçmişle bugün arasındaki bağı hatırlatıyor. ilgin ve samimi yorumun için çok teşekkür ederim, profilimden diğer yazılarıma da göz atabilirsin.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

back to top