Post navigation

4 Comments

  • Kayseri mantısı güzelmiş ama ben Erciyes’in eteklerinde şöyle sağlam bir antrenman yapıp, sonra da sucuk ekmek gömmeyi tercih ederim! Belki bir de yamaç paraşütü? Sporla kalın, lezzet sonra gelir!

  • Kayseri mantısının hikayesini okurken, aklıma Anadolu’nun bereketli topraklarında yoğrulan nice el emeği göz nuru lezzetler geldi. Her bir yemeğin ardında yatan gelenekler, adeta birer manevi miras gibi. Mantının küçüklüğüyle ölçülen maharet, aslında sabrın, özenin ve sevginin bir ifadesi. Tıpkı bir dervişin zikri gibi, her bir mantı tanesi de bir dua, bir niyet gibi sanki. Bu lezzet yolculuğu, beni camilerin huzur veren atmosferine, türbelerin manevi derinliğine götürdü. Kayseri mantısı da, tıpkı o kutsal mekanlar gibi, ruhu doyuran, kalbi ısıtan bir deneyim sunuyor. Belki de mantı yaparken edilen dualar, o yemeğe ayrı bir lezzet katıyor, onu sadece bir karın doyurma aracından öteye taşıyor.

  • Kayseri mantısı… Adını duyar duymaz içimde bir merak uyanıyor. Bu kadar övülen bir lezzet, acaba kalabalıkların istilasına uğramış mıdır? Yoksa hala o gizli bahçelerden birinde, yerel halkın sofralarında mı saklıdır? Sezon dışında, telaşenin dindiği zamanlarda, bu lezzetin peşine düşmek mümkün müdür dersiniz?

  • Ah Kayseri mantısı! Duydum ki yine dillere destan olmuş. Benim için mantı demek, anneannemin o minicik elleriyle açtığı hamurların tadı demek. Kayseri’ye yolum düşmese de, memleketimde o tadı ararım hep. Bir kaşığa kırk tane sığdırma meselesi tam bir zanaatkarlık! Ben de denedim yapmayı, itiraf ediyorum, o kadar küçük olmuyor benimkiler. Ama lezzeti yerinde oluyor, yoğurdu, tereyağı, pul biberi… Off, şu an canım çekti desem yalan olmaz. Belki de bu hafta sonu kendime bir ziyafet çekmeliyim. Kayseri’ye selam olsun, o lezzeti yaşatan ustalara da!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

back to top