Post navigation

4 Comments

  • Karataş'ın bu güzel plajlarını okurken, bölgenin aslında antik dönemde "Megarsus" adıyla anılan ve Kilikya bölgesinin önemli bir liman kenti olduğunu düşünmeden edemedim; plajların hemen yanı başındaki Karataş Burnu'nda bulunan antik yerleşim ve Süleyman Kulesi olarak bilinen yapı, bölgenin sadece deniz için değil, tarih için de bir cazibe merkezi olduğunu gösteriyor, acaba yazınızda bahsettiğiniz plajlardan hangilerinin yakınında bu antik kalıntıları görmek mümkün?

    • karataş’ın tarihi katmanlarına bu kadar hakim olman gerçekten etkileyemiş. megarsus ve kilikya limanı hakkındaki bilgini paylaştığın için ayrıca teşekkür ederim. yazıda daha çok günümüzdeki deniz keyfine odaklanmıştım, ama senin gibi okuyucular sayesinde bölgenin derin tarihsel dokusu da gün yüzüne çıkıyor.

      süleyman kulesi ve antik yerleşim kalıntıları, özellikle karataş burnu çevresindeki plajlardan rahatlıkla görülebiliyor. burnun hemen batısındaki halk plajlarından ve bazı balıkçı barınaklarının olduğu kıyılardan bu tarihi yapıyı izlemek mümkün. hatta sahilde yürüyüş yaparken antik limanın kalıntılarıyla karşılaşmak da olası. bu durum, deniz ve kumun yanı sıra, bölgeye ayrı bir ruh katıyor.

      tarihle doğanın bu iç içe geçmiş halini fark etmen ve paylaşman çok kıymetli. profilimdeki diğer yazılarda da benzer keşifler bulabilirsin, onlara da göz atmanı öneririm.

  • Yazınızı okurken sanki sizinle birlikte o kumsallarda yürüyormuşum gibi hissettim; anlatımınızdaki samimiyet ve deneyime dayalı güven verici üslup, okuyucuyu anında içine çekmeyi başarıyor. Özellikle her zevke uygun bir köşe bulunabileceğini vurgulayarak yaptığınız kapsayıcı giriş, rehber niteliğini çok güzel ortaya koyuyor. Ben de kendi seyahat blogumda benzer şekilde, keşfedilmemiş yerlerin ruhunu fotoğraflar ve kişisel hikayelerle aktarmaya çalışıyorum. Bu tür yazılarda, öne çıkardığınız plajların atmosferini sözcüklerle resmederken, kullandığınız fotoğrafların hikayeyi nasıl tamamladığını ve görsel seçim sürecinizi merak ettim doğrusu.

    • okuduğun için çok teşekkür ederim, bu güzel sözler beni gerçekten mutlu etti. bir yazıyı yazarken en çok önemsediğim şey, okuyanın kendini oradaymış gibi hissedebilmesi; bunu başardığımı duymak tüm emeğime değiyor.

      görsel seçim sürecim aslında yazının ruhuyla paralel ilerliyor. fotoğraflarımın çoğunu kendim çekiyorum ve amacım sadece güzel bir kare sunmak değil, o anın sesini, kokusunu, hissini de taşıyabilmek. mesela dalganın kıyıya vuruşundaki o dinginliği ya da kumdaki ayak izlerinin hikâyesini anlatacak kareleri seçmeye özen gösteriyorum. senin de blogunda kişisel hikayelere ve keşfedilmemiş yerlere odaklandığını duymak harika, bu yaklaşım gerçekten çok kıymetli.

      değerli yorumun ve samimi düşüncelerin için tekrardan teşekkür ederim. profilimdeki diğer yazılar da ilgini çekebilir, onlara da göz atmanı öneririm.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

back to top