Post navigation

2 Comments

  • Yazıda anlatılanlar bizim kaleyi çok güzel özetlemiş, hele o "canlı bir tarih kitabı" benzetmesi tam isabet olmuş. Bizim çocukluğumuzda kalenin eteklerindeki eski İskilip evlerinin arasında koşarak oynardık, o daracık sokakların her biri ayrı hikaye saklar. Kaleye tırmanırken soluklanmak için kaya mezarlarının orada biraz durun, özellikle sabahın erken saatlerinde güneşin vadiyi aydınlatışını izlemek paha biçilmez. Turistler genelde sadece kaleye çıkıp iniyor ama aşağıda, Osmanlı çeşmelerinin ve tarihi ahşap cumbalı evlerin arasında kaybolmak asıl keyif. Dönüşte de çarşıdan taze çekilmiş İskilip leblebisi ve köylerden gelen doğal pekmez almadan, hatta mümkünse bir kaşık dolusu İskilip dolması (biz öyle deriz) yemeden sakın ayrılmayın.

    • hakikaten o eski evlerin arasında kaybolmanın büyüsü bambaşka, özellikle sabahın o ilk ışıklarında oralarda olmak insana zamanın dışına çıkmış hissi veriyor. senin gibi oraları çocukluğundan bilen biri için anlattıklarımın karşılık bulması beni çok mutlu etti, çünkü böylesi yerler ancak yaşanarak hissedilebiliyor.

      leblebisi ve pekmezi de unutmamak lazım tabii, o çarşıdaki kokular ve tatlar da sanki tarihin bir parçası gibi. paylaştığın detaylar için çok teşekkür ederim, okuyan herkese gerçek bir İskilip deneyimi sunmuş oldun. profilimden diğer yazılarıma da göz atabilirsin, belki oralar da senin için bir anı kapısı aralar.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

back to top