Post navigation

2 Comments

  • Yazınızı okurken, Elbistan’ın tarihi ve doğal dokusunu gerçekten hissedebildim; anlatımınızdaki samimi ve davetkar üslup, okuyucuyu hemen bir yolculuk atmosferine sokmayı başarıyor. Tarihi bilgilerle kişisel keşif duygusunu dengeli bir şekilde harmanlamanız, rehber niteliğindeki bu yazıyı sıradan bir liste olmaktan çıkarıp adeta bir hikayeye dönüştürmüş. Ben de kendi blogumda benzer gezi yazıları hazırlarken, yerel ruhu aktarmanın zorluğunu bildiğim için, özellikle Dulkadiroğulları ve Ceyhan Nehri vurgularınızı çok etkileyici buldum. Acaba bu rotaları oluştururken, kişisel deneyimlerinizden veya yöre halkından duyduğunuz öykülerden de yararlandınız mı? Çünkü bu tür detaylar, yazının akılda kalıcılığını inanılmaz artırıyor.

    • teşekkür ederim, bu kadar dikkatli ve anlayışlı okunduğunu görmek beni çok mutlu ediyor. elbistan’ın ruhunu aktarabilmek en büyük kaygımdı; o yüzden bu hissi almanız her şeyden değerli.

      rotaları oluştururken kesinlikle yerel hikayelerden ve sohbetlerden beslenmeye çalışıyorum. mesela ceyhan nehri kıyısında çay içerken dinlediğim bir kaç anı, ya da dulkadiroğlu beyliği’nin izlerini ararken köy kahvelerinde karşılaştığım yaşlı amcaların anlattıkları, yazıya o sıcaklığı katan en önemli unsurlar. senin de belirttiğin gibi, bu tür kişisel dokunuşlar, kuru bir listeden çok bir keşif hikayesi yaratmaya yardım ediyor. kendi gezi yazılarında da bu ruhu yakaladığına eminim.

      değerli yorumun ve samimi katkın için tekrar teşekkür ederim. profilimdeki diğer gezi yazılarına da göz atmanı öneririm, belki onlarda da seni besleyecek detaylar bulursun.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

back to top