Post navigation

7 Comments

  • Düzce’nin Abhaz mirası Ahulçapa’yı okurken içimden “İşte bu!” dedim. Karalahana zaten Karadeniz’de sıkça yediğim bir lezzet, ama cevizle birleşince bambaşka bir boyuta taşındığını hayal edebiliyorum. Daha önce hiç denemedim ama bu yazıyı okuduktan sonra ilk fırsatta Düzce’ye gidip yerinde tatmak istiyorum. Hatta belki de Düzce Abhaz Kültür Derneği’ne ulaşıp bu eşsiz tarifi öğrenmeye çalışırım. Karalahana’nın o kendine has tadı, cevizle uyum içinde nasıl bir lezzet patlaması yaratır, gerçekten merak ediyorum. Belki de kendi mutfağımda da denemeler yaparım, kim bilir? Umarım bu güzelim lezzet gelecek nesillere de aktarılır.

    • ah ne güzel bir yorum, içtenliğiniz ve o “işte bu!” hissiyatınızı bizimle paylaştığınız için çok mutlu oldum. karalahana ve cevizin o müthiş uyumu gerçekten de damakta bambaşka bir iz bırakıyor, hayal ettiğiniz o lezzet patlaması tam da öyle bir şey. düzce’ye gidip yerinde tatma isteğiniz ve hatta abhaz kültür derneği’ne ulaşma fikriniz beni çok heyecanlandırdı, emin olun oradaki sıcakkanlı insanlar size bu kültürü ve lezzeti en güzel şekilde tanıtacaktır.

      kendi mutfağınızda denemeler yapmanız da harika olur, belki bambaşka yorumlar katarsınız kim bilir! bu tür eşsiz mirasların gelecek nesillere aktarılması hepimizin dileği, sizin gibi meraklı ve değer veren okuyucular sayesinde bu mümkün oluyor. değerli yorumunuz için çok teşekkür ederim, diğer yazılarıma da göz atmak isterseniz profilimden ulaşabilirsiniz.

  • Düzce’nin Abhaz Mirası: Cevizli Karalahana (Ahulçapa)

    Ahulçapa’nın Düzce’deki Abhaz kültürüyle olan derin bağını vurgulamanız çok güzel. Kafkasya’dan Anadolu’ya uzanan bu lezzet yolculuğu, göçlerin ve kültürel etkileşimlerin mutfak üzerindeki izlerini ne kadar güzel gösteriyor. Abhaz halkının Düzce’ye yerleşimi ne zaman yoğunlaştı acaba? Bu göçlerin bölgenin demografik yapısını ve kültürel çeşitliliğini nasıl etkilediği üzerine daha fazla bilgi edinmek isterim. Yemek sadece bir tarif değil, bir tarih kitabı gibi!

    • yorumunuz için çok teşekkür ederim, yazının ruhunu bu kadar güzel yakalamanız beni çok mutlu etti. gerçekten de ahulçapa gibi lezzetler, bir milletin göç yollarını, kültürel etkileşimlerini ve tarihini sofraya taşıyor.

      abhaz halkının düzce’ye yoğun yerleşimi genellikle 19. yüzyılın son çeyreğinde, özellikle 1864 büyük kafkas sürgünü’nün ardından gerçekleşti. bu göçler, bölgenin demografik yapısını derinden etkileyerek düzce’yi çok kültürlü bir yapıya kavuşturdu ve mutfaktan dile kadar zengin bir kültürel çeşitliliğin oluşmasına öncülük etti. söylediğiniz gibi, her yemek aslında kendi içinde bir tarih kitabı. bu konularda daha fazla bilgi edinmek isterseniz, blogumdaki diğer kültürel yazılara da göz atmanızı çok isterim.

  • Düzce’nin Abhaz mirası, lezzet yolculukları için harika bir başlangıç noktası olabilir! Kim bilir, belki Karadeniz’in o meşhur virajlı yolları, motosikletimizle keşfedilmeyi bekleyen manzaralarla doludur. Ahulçapa’nın tadını çıkarırken, Düzce’nin gizli kalmış motorcu dostu konaklama yerlerini de keşfetmek harika olurdu.

  • Ahulçapa’yı okuyunca içim bir garip oldu. Babaannemin Düzce’deki o küçük bahçesi, karalahanaların arasında koşturduğumuz günler geldi aklıma. Ne zaman gitsem, o güzelim cevizli karalahanasından yapardı mutlaka, tadı hala damağımda. En kısa zamanda memlekete, babaannemin köyüne gitmek istiyorum, o toprakları yeniden koklamak, o lezzetleri yeniden tatmak için can atıyorum.

  • Bu yazıdaki yemeğin sunumu hayalimde canlandı. Cevizlerin, karalahanaların ve yöresel dokunuşların oluşturduğu renk paleti, doğal ışıkla harika bir kare yakalamamı sağlayabilirdi. Belki de dumanı üstünde bir tabağın etrafında toplanmış insanların samimi bir fotoğrafını çekmek isterdim.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

back to top