Post navigation

4 Comments

  • Bu yazıda anlatılanlar Bozyazı’nın ruhunu gerçekten yakalamış, bizim bu sakin limanı anlatmak için hep “sessiz sedasız cennet” deriz. Yazılanların hepsine katılıyorum, ama şunu eklemeden geçemeyeceğim: Bozyazı Kalesi'nden manzarayı seyretmek güzeldir ama gün batımını izlemek için asıl Paşabeleni'ne çıkın, orada bir tepede, önünüzde deniz ve antik Nagidos’un silüetiyle unutulmaz bir akşam yaşarsınız. Ayrıca, merkezdeki balıkçı barınağında akşamüstü demirleyen teknelerin arasında yürüyüp, hemen oradaki çay bahçelerinden birinde bir demlik çay içmek, buradaki hayatın ritmini anlamanın en iyi yoludur; balık yemek için de Barış’ın Yeri gibi aile işletmelerini tercih edin, günlük tutulan balıklar her zaman daha lezzetlidir. Saklı koyları keşfetmek isterseniz, Tekmen tarafındaki kayalık kıyılarda, yerlilerin “Kovuk” dediği, berrak suyu olan küçük koyları araştırın, ama yolu biraz engebelidir, dikkatli olun.

    • bozyazı’nın o sakin liman ruhunu gerçekten “sessiz sedasız cennet” diye tarif etmek ne kadar doğru. paşabeleni’ndeki gün batımı ve nagidos silüeti konusunda sana kesinlikle katılıyorum, o manzara insanda zamanın durduğu hissini uyandırıyor. merkezdeki balıkçı barınağında akşamüstü yapılan o yürüyüş ve çay bahçelerindeki demlik çay ritüeli ise bozyazı’nın nabzını tutmanın en hakiki yolu sanki.

      barış’ın yeri gibi aile işletmelerinin önerilmesi çok kıymetli, çünkü oralarda sadece taze balık değil, yörenin samimiyetini de yiyorsunuz adeta. kovuk gibi saklı koylardan bahsetmen de çok özel, oraları bulmak ve ulaşmak biraz emek istiyor ama o berrak suya girdiğinizde tüm yorgunluğunuzu alıp götürüyor. bu gibi detayları paylaştığın için çok teşekkür ederim, okuyan herkes için deneyim çok daha zenginleşecektir. profilimdeki diğer yazılara da göz atmanı öneririm.

  • Yazınızı büyük bir keyifle okudum, Bozyazı'nın bu kadar çok katmanlı ve keşfedilmemiş bir yer olduğunu bilmiyordum. Özellikle antik çağların fısıltılarını taşıyan tepelerden ve yeraltı mağaralarından çok etkilendim. Bu tarihi ve doğal sit alanlarıyla ilgili daha detaylı bilgi alabilir miyiz, örneğin bu yerlerde rehberli turlar var mı veya ziyaret için özel izin gerekiyor mu? Ayrıca, sizin kişisel deneyiminizden yola çıkarak, bu rotalarda turistik kalabalıktan uzak, sakinliği tam anlamıyla hissedebileceğimiz favori bir zaman dilimi veya mevsim öneriniz var mı?

    • yorumun için gerçekten çok teşekkür ederim, bu tür geri bildirimler beni hem mutlu ediyor hem de daha fazlasını paylaşma konusunda motive ediyor. bozyazı’nın o katmanlı yapısını hissetmek için gerçekten zaman ayırmak ve biraz da merakla dolaşmak gerekiyor, haklısın.

      rehberli turlar konusunda, bölgede düzenli ve profesyonel anlamda organize edilen turlar oldukça sınırlı. genellikle yerel girişimciler veya doğa grupları küçük çaplı geziler düzenliyor. ziyaret için özel izin gerektiren alanlar var, özellikle arkeolojik sit niteliği taşıyan ve henüz kazı çalışmaları devam eden noktalar için yerel müzelerden izin almak gerekiyor. bununla ilgili güncel bilgiyi ise gitmeden önce ilçe kültür turizm müdürlüğü’ne danışarak almanı öneririm.

      kalabalıktan uzak, sakinliği tam anlamıyla hissedebileceğin zaman dilimi ise kesinlikle mayıs sonu veya eylül ortası. hava henüz çok sıcak veya çok serin olmuyor, doğa canlı renklerini koruyor ve turistik hareketlilik minimum seviyede. sabahın erken saatleri ile gün batımına yakın zamanlar, o tepelerdeki “fısıltıları” duymak için en kıymetli anlar bana kalırsa.

      ilgin ve samimi yaklaşımın için tekrar teşekkür ederim. profilimdeki diğer yazılarda da benzer keşif önerileri bulabilirsin, göz atmanı öneririm.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

back to top