Ramazan ayının kendine has bir kokusu, bir dokusu vardır. İşte o dokuyu en saf haliyle hissettiren lezzetlerden biri de hiç şüphesiz Bartın Ramazan Simidi‘dir. Bu simit, bildiğiniz hiçbir simide benzemez; o, asırlık bir geleneğin, odun ateşinin isli kokusunun ve usta ellerin sabrının birleşimidir. Sadece mübarek Ramazan ayında tezgahlardaki yerini alması ise onu daha da özel kılar.
Karadeniz’in bu şirin kentinde Ramazan, biraz da bu simidin çıtırtısıyla başlar. Fırından yeni çıkmış, üzeri pekmezle karamelize olmuş o gevrek halkaları elinize aldığınızda, aslında iki yüz yıllık bir mirasa dokunduğunuzu hissedersiniz.
Geçmişten Gelen Bir Mirasın Hikayesi

Her lokmasında tarihin fısıltılarını taşıyan Bartın Ramazan Simidi, kökleri yaklaşık 200 yıl öncesine dayanan kadim bir gelenektir. Bu özel lezzet, 27.02.2026 tarihinde Türk Patent ve Marka Kurumunca “Bartın Ramazan Simidi” adıyla coğrafi işaret alarak tescillenmiş ve bu topraklara ait olduğu resmen kanıtlanmıştır. Bu tescil, sadece bir simidin değil, Bartın‘ın kültürel hafızasının da koruma altına alınması demektir.
Ne yazık ki bu geleneği yaşatan usta sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Onlar, atalarından öğrendikleri sırları yeni nesillere aktarmak için her Ramazan ayında o kara fırınların başına geçiyor ve bu eşsiz lezzeti sofralarla buluşturuyorlar. Bu yüzden yediğiniz her bir simit, kaybolmaya yüz tutmuş bir zanaatın en lezzetli kanıtıdır.
Geleneksel Üretimin Sırları: Odun Ateşi ve Pekmez

Peki, Bartın Ramazan Simidi’ni bu kadar karşı konulmaz kılan nedir? Cevap, üretimindeki inceliklerde saklı. Her şey, un, su ve tuz gibi üç basit malzemenin maharetli ellerde buluşmasıyla başlar. Ancak asıl sihir, pişirme tekniğinde gizlidir.
- Kara Fırın ve Odun Ateşi: Bu simit, modern fırınlarda değil, meşe ve gürgen odunlarının yandığı, “kara fırın” olarak bilinen taş fırınlarda pişirilir. Odun ateşinin verdiği o isli aroma, simidin her bir zerresine işler.
- Pekmez Banyosu: Hamur halkaları, fırına girmeden önce üzüm pekmezine batırılır. Bu işlem, simidin o meşhur parlak rengini ve gevrekleşen dış kabuğunu oluşturur.
- Çifte Kavrulmuş Lezzet: Simit, pekmeze batırıldıktan sonra iki kez fırınlanır. Bu çifte fırınlama işlemi, dışının sert ve kıtır kıtır, içinin ise tok bir dokuya sahip olmasını sağlar.
Bu meşakkatli süreç, her bir simidin neden bu kadar değerli ve lezzetli olduğunun en net açıklamasıdır.
Ramazan Sofralarının Vazgeçilmezi
Ramazan ayı boyunca Bartın sokaklarında gezen seyyar satıcıların “Sıcak simit!” nidaları, iftarın yaklaştığının en güzel habercisidir. Bu simit, sadece çayın yanında atıştırılan bir lezzet değildir; aynı zamanda yöre mutfağının da önemli bir parçasıdır.
Özellikle sahur sofralarında kendine yer bulan “Simit Makarnası”, bu geleneğin en yaratıcı ürünlerinden biridir. Bayatlayan ramazan simitlerinin değerlendirilmesiyle yapılan bu yemek, simitlerin su veya et suyu ile ıslatılıp üzerine tereyağı ve peynir eklenmesiyle hazırlanır. Hem doyurucu hem de inanılmaz lezzetli olan bu yemek, Bartın mutfağının sadeliğindeki zenginliği gözler önüne serer.
Bartın’dan Bir Lezzet Hatırası

Eğer yolunuz bir Ramazan ayında Bartın’a düşerse, bu eşsiz lezzeti tatmadan dönmeyin. Fırınlardan, simit tezgahlarından ya da sokak aralarında karşınıza çıkacak bir seyyar satıcıdan alacağınız sıcacık bir Ramazan simidi, size bu şehrin ruhunu ve samimiyetini tattıracaktır. Bartın yöresel yemekleri arasında özel bir yere sahip olan bu simit, sadece bir yiyecek değil, aynı zamanda paylaşılan anıların ve köklü bir kültürün taşıyıcısıdır.
Bu lezzet, damaklarda bıraktığı o unutulmaz çıtırtı ile Bartın seyahatinizin en güzel hatıralarından biri olmaya aday. Şimdiden afiyet olsun!




Bartın Ramazan Simidi yazısını okurken, çocukluğumdaki Ramazan sabahlarını ve ailemle yaptığımız simit keyiflerini hatırladım. Yazıda bahsedilen o asırlık lezzet geleneği, tam da ailemle paylaşmaktan keyif alacağım türden bir deneyime benziyor. Bartın’a yolumuz düşerse, bu simidi mutlaka denemek isterim. Acaba Bartın’da çocukların ilgisini çekebilecek başka tarihi ve kültürel aktiviteler de var mıdır, ailece keyifli vakit geçirebileceğimiz yerler nerelerdir?
Ah Bartın Ramazan Simidi… Okurken bile içim ısındı. Bartın’ı ziyaret etmedim henüz ama bu simit vesilesiyle listeme ekledim diyebilirim. Emeklilik hayatım boyunca pek çok yeri gezdim, gördüm. Küçük, sakin şehirler her zaman tercihim olmuştur. Büyük şehirlerin karmaşasından uzak, insanların birbirine selam verdiği, esnafın hal hatır sorduğu yerler… Bartın da öyle bir yer gibi duruyor. Simidin coğrafi işaret alması da kültürel değerlere verilen önemi gösteriyor. Benim gibi yaşını almış insanlar için önemli olan huzur, erişilebilirlik ve sağlık hizmetlerinin kolaylığıdır. Bartın’da bu imkanların olduğunu umuyorum. Eğer yolum düşerse, değneğimle yavaş yavaş yürüyerek o simidi tadacağım ve belki de bir bankta oturup, gelen geçeni seyrederek hayatın tadını çıkaracağım. Benim yaşımdakilere tavsiyem, her zaman yeni yerler keşfetmeye açık olsunlar. Yeter ki sağlıkları el versin. Küçük bir sırt çantası, rahat ayakkabılar ve meraklı bir yürek yeter. Unutmayın, hayat keşfedilmeyi bekleyen nice güzelliklerle dolu.
Bartın Ramazan Simidi’nin tadını çıkarırken, bu şirin Karadeniz kentinde acaba rahatlatıcı bir hamam veya termal su imkanı var mıdır diye merak ettim. Belki de bu lezzetli simidin ardından, geleneksel bir Türk hamamında kese ve köpük masajıyla tüm stresimden arınabilirim.