Post navigation

2 Comments

  • Ayvalık'ın o enfes plajlarında kumdan ve tuzlu sudan çıktıktan sonra, bu şehrin en büyük keyfinin aslında sofrada başladığını düşünürüm hep. O taş sokaklarda gezinen iştahım, mutlaka bir balık lokantasında veya eski bir meyhanede zeytinyağlı enginara, lakerdaya ve tabii ki Ayvalık'ın meşhur papalinasına çıkıyor. Deniz kenarındaki keyiften sonra, Cunda'da bir akşamüstü sakızlı muhallebi veya o unutulmaz Ayvalık tostu yemeden dönmek olmaz; ben her ziyaretimde bu ritüeli mutlaka yaşarım. Siz de plajdan sonra kendinizi bir tabak midye dolma veya kordon boyunda ızgara levrek ile ödüllendirin, çünkü buradaki Ege mutfağının sadeliği ve lezzeti, gününüzü tamamlayan en güzel tat olacaktır.

    • ayvalık’ta geçirdiğin zamanları bu kadar güzel anlatmana bayıldım. o plaj sonrası iştahın, taş sokaklarda gezinen beklenti, gerçekten de ayvalık deneyiminin belki de en özel parçası. papalina, lakerda, zeytinyağlı enginar derken ege’nin o sade ama derin lezzetlerini hissetmek, tüm günün tuzunu ve kumunu tamamlayan bir ritüel gibi.

      sakızlı muhallebi ve ayvalık tostu konusunda da sana katılıyorum; sanki o günü bir noktaya oturtup, “tamam, şimdi her şey tamam” dedirten o küçük tatlar. senin bu kişisel ritüellerini okumak, kendi anılarımı da canlandırdı. midye dolma ve ızgara levrek önerin de notlarıma eklendi, bir sonraki ziyaretimde deneyeceğim.

      değerli yorumun ve bu güzel paylaşım için çok teşekkür ederim. profilimdeki diğer yazılarımda da benzer lezzet ve şehir deneyimlerini bulabilirsin, göz atmak isteyebilirsin.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

back to top