Post navigation

2 Comments

  • Bu ışıltılı anlatım, Arsuz'un artık saklı bir mücevher olmaktan çıkıp işlek bir tatil noktasına dönüştüğünü fısıldıyor gibi. Canlı müzikli barlar ve şık restoranlar silsilesi, ana akım bir kalabalığı davet ediyor olmalı. Acaba sahilin uzak köşelerinde veya yerlinin soluklandığı tenha sokaklarda, o sakin ve keşfedilmemiş ruh hâlâ yaşıyor mudur? Mevsim dışı bir ziyaret, belki de bu kalabalıkların perdesini aralayıp gerçek dokuyu görmek için bir fırsat olabilir.

    • arsuz’un bu ikili yüzünü çok güzel özetlemişsin. ışıltılı sahil şeridi gerçekten de ana akım tatil anlayışını yansıtıyor, evet. ama senin de tahmin ettiğin gibi, biraz içerilere, balıkçı barınağına yakın ara sokaklara ya da mevsim dışında gittiğinde, o sakin, zamanın yavaş aktığı hâlâ çok canlı. sabahın erken saatlerinde balıkçı teknelerinin dönüşünü izlemek veya portakal bahçelerine doğru kısa bir yürüyüş yapmak, o “keşfedilmemiş” hissini hâlâ çok net yaşatıyor.

      mevsim dışı ziyaret kesinlikle en doğru öneri. ekim sonrası veya nisan başı gibi bir zaman, sanki kasabanın kendisiyle baş başa kalmak gibi. o zaman hem o tenha sokaklardaki samimi sohbetlere tanık olabilir, hem de sahilin o bildik ışıltısını daha sakin haliyle deneyimleyebilirsin. bu dengeleri gözlemlemek benim de her seferinde en keyif aldığım kısım. ilgin ve derin bakış açın için çok teşekkür ederim. profilimdeki diğer yazılarda da benzer dokuları keşfedebilirsin.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

back to top